Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sami Aladağ yaptığı yazılı açıklamada et fiyatlarıyla ilgili yapılan spekülasyonlara açıklık getirdi; Bu saatten sonra et fiyatı Kilo başına 10 TL olsa ne fayda, köylünün elinde hayvan kalmadı, hemen hemen her köyde günlük üretilen süt miktarı yarı yarıya düştü. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak il genelinde yaptığımız küpeleme işleminde 2008 yılında 69.000 yeni doğan buzağıya küpe taktık, ancak 2009 yılında bu rakam 56.500 de kaldı. Arada ki 12.500 farkı düşündüğümüzde 2009 yılında sadece Edirne'de satılan anaç hayvan sayısı bile son derece ürkütücüdür. Dedi.
Aladağ açıklamasına şöyle devam etti; 5 yıl öncesini hatırlayalım, 2005 yılında dönemin Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü hayvancılıkla ilgili bir açıklama yapmıştı. Ülkemizde kültür ırkı sağmal hayvan sayımızın 2013 yılına kadar 6 milyon başa çıkarılması da açıklanan hedefler arasında idi. TÜİK verilerine baktığımızda 2005'te 4.6 milyon sağmal hayvan sayımız ve 11 milyon ton çiğ süt üretimimiz söz konusu idi. 2008 yılında ise 8 milyon ton çiğ süt üretimi açıklandı. 2009 yılında da bu miktarın 8-9 milyon tonlarda olduğu tahminlerini göz önünde bulundurursak belirlenen hedefe ulaşmak yerine hayvan sayımızda büyük bir düşüş olduğunu anlamamız çok ta zor olmaz.
Peki, bu düşüşün nedeni ne olabilir? Uygulanan yanlış hayvancılık politikaları ile yetersiz ve zamanında ödenmeyen hayvancılık desteklemeleri bana göre başlıca nedendir.
Süt fiyatının düşmesi bunun yanında da yem fiyatında ki artış, son yıllarda sağmal hayvanların kasaplık kesime gitmesine neden oldu. Sağmal hayvanlar kesilince süt üretiminin yanında yeni doğan buzağılarda da büyük bir düşüş oldu. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak il genelinde yaptığımız küpeleme işleminde 2008 yılında 69.000 yeni doğan buzağıya küpe taktık, ancak 2009 yılında bu rakam 56.500 de kaldı. Arada ki 12.500 farkı düşündüğümüzde 2009 yılında sadece Edirne'de satılan anaç hayvan sayısı bile son derece ürkütücü.
Son zamanlarda sık sık et ve süt fiyatının artması sorgulanır oldu. Köylünün ne kadar çok düşmanı varmış dedirtiyor bu durum bana. Unutmayalım ki; bu artıştan köylümüz, çiftçimiz sorumlu değildir, bu artışın nedeni daha önce de dediğim ve katıldığım platformlarda fırsat buldukça belirttiğim gibi uygulanan yanlış hayvancılık politikalarıdır. Bugün baskülde inekler canlı hayvan olarak 7-8 TL/kg fiyata satılıyor ve bir çok üst düzey yönetici et fiyatları yükseldi, gelecekte daha da kötü olacak diye açıklama yapıyor. Ben de soruyorum; çok değil bundan 1-2 yıl önce aynı kalitede inekler 2-3 TL/kg fiyatlara satılırken nerdeydiniz? Neden köylünün yanında değildiniz? Bu saatten sonra 10 TL olsa ne fayda köylünün elinde hayvan kalmadı, hemen hemen her köyde günlük üretilen süt miktarı yarı yarıya düştü.
Bundan sonra köylüyü çok daha zor günler bekliyor. Süt fiyatlarında düşüş yaşanırsa sağmal hayvanların büyük bir kısmı daha kesime gidecek, hayvan sayımız azalacak ve büyük ihtimalle et ve süt fiyatları daha da artacak. Üreten elinde hayvan kalmadığı için üretemeyecek, tüketen de fiyat artışından dolayı tüketemeyecek...
Bunların yanı sıra bu yıl bir ilk gerçekleşti ve her yıl Temmuz-Ağustos aylarında açıklanan destekler Bakanlığın resmi web sitesinde Ocak ayında açıklandı. Buna göre de çiftçimiz alacağı desteğe göre üreteceği ürüne karar verebilecek. Birim destek miktarlarında arttırılan kalemlere baktığımızda hayvancılığa ödenen desteklemelerde bir artış göremiyoruz. Sadece yem bitkilerinde korunga ve silajlık mısıra 5 TL, yoncaya da 10 TL bir artış söz konusu, bunun dışında anaç hayvan, buzağı ve çiğ süt desteklemesinde herhangi bir artış söz konusu değil. Bu demektir ki; hazır ineğin baskülde para ediyor, tut yularından götür sat...