Tarih: 04.12.2011 15:29

Ali Baba Çiftlikleri

Facebook Twitter Linked-in

Ali Baba Çiftlikleri

Ne yazık ki Trakya’nın her yanı son günlerde çiftlik oldu.  Trakya çiftliklerle doldu.

Kimin bu çiftlikler derseniz? Ali Baba’nın diyeceğim.

Ali Baba kim mi? 

İlginç ki bizim Ali Baba’mız bir tane değil. Pek çok.

Gözü açılmış. Zamane Ali Babalarımız var.

Bizim Ali Baba’mız Kırk Haramiler ile de mücadele etmiyor. Bilakis onlarla kaynaşıyor, sarmaş dolaş oluyor.  Esasında bu Kırk Haramiler ‘in her biri de bir Ali Baba. Kısacası bizim öykümüzde birçok Ali Baba var.

Ali Baba’nın çiftliğinde neleri mi var? Tabii ki bir makine mühendisi var. Hiçbir yerde ip tutturamamış. Dükkânlar ve şirketler batırmış. Partiden partiye atılmış.  Sonunda bir yere atanmış.

Başarı mı? Sıfır diyorlar.  

Evet, bir de bu şahıs kendisini Trak sanıyormuş. Anlayacağınız bir de Trak Ali Baba ‘mız olmuş.

Haydi hayırlısı!

Bir de onun bir ağabeysi varmış. Hayaletmiş kendisi. Bir çiftliği yönetiyormuş. Çiftliktekiler, bir grup taraftarına rağmen, çoğunluk ağlıyormuş.

Bir de oralarda bir Ağa Baba varmış.  Bir zamanlar iyi satışlar yaparmış. Hatta adına heykeller dikilen bazı yazarları bile satmış.

Ama artık satış yapacak hali kalmamış, diyorlar.

Başka kimler var?  

Bir de inşaat mühendisi varmış uzaklarda bir yerlerde. O daha küçük bir çiftliği yönetiyormuş.

Yanılmayın sakın.  Farklı da yorum yapmayın.  Sakın farklı da anlamlar çıkartmayın. Bu bizim buralardan çok iyi tanıdığımız inşaat mühendisi değil.  O tamamen farklı biri.

O çok ama çok eski tarihi bir çiftliği yönetiyormuş. Orası ırak dağların dibinde masalsı bir yermiş. 

O inşaat mühendisi bütün gün kayalıklara bakıp, ‘ Tahta perdeler yapacağım. Her yerde eserler sahneleyip, dans edip, şarkı söyleyeceğiz ‘ diye bir şeyler anlatıyor ve kayıp dağ çilekleri topluyormuş sıklıkla rüyalarında.

Onu Traklar karşılıyormuş her sokak başında.  

Rüyalarında hep coşup hopluyormuş.  Düşmesin diye bir dereye, ip bağlıyorlarmış yönettiği çiftlikteki her köşeye.

Bu inşaat mühendisinin bir de danışmanı varmış. Ne olduğu belirsiz biri diyorlar. Kendisi de ne olduğuna karar veremiyormuş.  Bir gün bakıyorsunuz arkeolog, ama ertesi gün bambaşka bir şey oluyormuş. Hemen şekil değiştirip, kılıktan kılığa giriyormuş. Esasında kayalarda yağmuru bekleyen bir hayaletmiş kendisi. Tulum çalıp, yağmur yağdırmaya çabalıyormuş onun yanında dolaşan beyaz kedisi.

Bir de büyük ağabey ve küçük ağabey varmış ortalıkta. Biri emekli, diğeri uzak bir yerlerde irfanı görmüş.

 ‘ Ben Avrupalar ’da okudum. Benden büyük yok bu Trakya ‘da ‘ dermiş bu ikincisi. Gerçekten de onunla boy ölçüşecek biri yoktur bu Trakya’da. Bunu herkes biliyor. Böyledir bu işin gerçeği.

Ne yapıyorlarmış meşelikteki çiftliklerinde bu ikisi.

Yiyip içtikten sonra, kervanları gözlemek için ağaçlara çıkıyorlarmış. Böyle diyor bu işi bilen her kişi.

Daha neler varmış bilseniz bu çiftliklerin her birinde.  

Ben benim. Benden başkası yaşayamaz bu çiftlikte diyen emekli eski müdürler.   Vekâletimi asalete çevirin diye yıllardır adam peşinde koşup, ama amirlerinden duymadıkları hakaret kalmayan ve her ikazı kulak arkası edenler. 

Daha çok, ama çok şey varmış görülecek bu çiftliklerin her birinde. Biz bir göz atalım dedik sessizce.

Tabii ki şunu da belirtelim. Yeni öğrendik. Billur gibi ışık saçan gözleriyle hemen seçilen ve temiz, tertemiz yaşayan kişiler giremezmiş bu çiftliklerin hiç birine.

Anlatması bizden. Okuması sizden.

Selam olsun her kese.

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —