ATATÜRK’Ü OKU’MAK
OKUmak; BİR anlayışı, oluşumu ve yaşamı algılamak, manasını, ne anlam ifade ettiğini ortaya çıkarmak ve yaşananları idrak etmek demektir. Sistemin işleyişini manalarıyla anlamaya çalışmaktır. Birçoklarının anladığı gibi yazılı bir metni okumak değildir!
OKUyabilen ‘’yaşamı algılayabilen, manasının ne anlam ifade ettiğini ortaya çıkaran’’ insanlar tahkik ehlidir. Onlar hayatın her oluşumunu OKUmak ve OKUduğunu idrak etmek ve idrak ettiklerini de hayatlarına geçirmek için yaşarlar yaşamlarını.
Bir de taklit ehli vardır ki; onlar ekol olarak gördükleri insanların yaptıklarını taklit ederek sürdürürler hayatlarını.
Bu manada ülkemizde üç grup insan çoğunluktadır.
1-Atatürk ve ilkelerini düşünmeden ve sorgulamadan taklit eden insanlar,
2-Herhangi bir şeyh’e, mürşide bağlanmış onların düşünceleri doğrultusunda, düşünce ve sorgulamadan yoksun insanlar,
3-İki şıkkı birbiriyle harmanlamış, iki yaşam tarzını da hayatlarına monte etmiş düşünce ve sorgulamadan yoksun insanlar.
Tabii hal böyle olunca, ülkenin insanlarının birçoğu bu üç grup yaşam tarzını benimsemiş insanlardan oluşunca; yönetim tarzları da bu görüşe orantılı bir hal almaktadır. “Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir.’’ Mühim olan Atatürk’ün söylevleri ve de onun ilkeleri doğrultusunda hayatı yaşamak değil; ilkelerinin manasını ortaya çıkartıp, O doğrultuda bir yaşam tarzı yaşamaktır! Bugün ülkeyi yönetenler bizlerin birer ürünüdür! Ezberci, şartlanmaları doğrultusunda hareket eden, değer yargıları doğrultusunda ilkeleri olan, tamamıyla taklit ehli insanlardan oluşmaktadırlar. Hâlbuki Atatürk’ü ve ilkelerini OKUya bilenlerden olsak ve de O’nu OKUyabilen nesiller yetiştirebilsek, bambaşka bir yaşam tarzı yaşıyor olabiliriz.
İsterseniz Atatürk ilkelerinin bir başka anlayış açısından değerlendirilmesine bir göz atalım.
1-CUMHURİYETÇİLİK=Birçoklarının anladığı gibi ulusun kendi kendine yönetmesi mi? Yoksa kendi kimliğimizin hiçbir kişi ve kuruluşun, şeyhin, imamın, mürşidin itaatine girmeksizin; kendi kendimizin kararlarını alma ve özümüzden gelen rasul ilmi ile kendimizi tanıma çalışmaları olarak algılama anlayışı mı?
2-HALKÇILIK=Halkın halk tarafından halk için idaresi mi? Yoksa yine kendimize, Özümüze dönüp TÜM yaşanmışlık ve birikimimiz ile yaşamımızın, bütünlük, BİRlik adına çalışmalar yapmak mı?
3-LAİKLİK=Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması mı? Yoksa ÖZümüzde yaşadığımız tüm oluşumları, iyi veya kötü ayırımı yapmaksızın, iyi davranışlarımızı örnek teşkil ettirerek, kötü davranışlarımızdan da ders çıkartarak, hepsini bir bütün görme ve ÖZümüzde; eksik, kusur, noksan aramadan, BİRliği ve TEKliği yaşama geçirme çalışmaları mı?
4-DEVRİMCİLİK=Toplumun ihtiyaçları doğrultusunda gerekli devrimleri yapmak mı? Yoksa bilim dediğimiz ve dün yaşadıklarımızın, hayal ettiklerimizin, düşündüklerimizin görünür yaşanır hale gelerek ve de bugün yaşadıklarımızın, hayal ettiklerimizin, düşlediklerimizin yarın görünür ve yaşanır hale gelmesini idrak edip toplumda bu idrakin oturması mı?
5-MİLLİYETÇİLİK=Türk halkının üstün bir ırk olduğunu kabul ettirmek mi? Yoksa bir arada yaşayan insanların aynen tekil insanda olduğu gibi bir ruhunun oluştuğu ve zamanla o toplulukta bu ruhu oluşturan etkenlerin, o toplumun dili, tarihi, kültürü gibi sosyal birikimlerin başka toplumlarla bütünleşmesi, BİRleşmesi, insanlığın Özünü tanımasında, kaynaşmada çok büyük etkisinin olduğunu idrak ederek, bu ruhu paylaşıma açmak ve diğer toplumlarla BİR yaşar duruma gelmek mi?
6-DEVLETÇİLİK=Özel sektörün yetersiz kaldığı yerde yatırımların bizzat devlet tarafından yapılması. Bu ilkeyi çok farklı bir algılama kapasitesi ile OKUmaya ne dersiniz? İnsanın kendini tanıması ve mutluluğu yaşayabilmesi için AKIL(özel sektör) gereklidir. Ve de şarttır. Ne var ki aklın beyne gelen fikirleri her an gerektiği gibi değerlendirememe tehlikesi vardır. İşte bu tehlikeye karşı iman, inanç (devlet) devreye girer ve akla ve mantığa yön verir. Çünkü imanda akıl ve mantığa yön veren FİKİR durur. FİKİR’i olan insanların fikri olmayan insanlara göre yanılgı payı yok gibi bir şeydir! Akıl ve imanı yerli yerinde kullanabilmektir DEVLETÇİLİK…
İşte Atatürk’ü sadece bir bilinç tarafından OKUma çeşidi, bu yazdıklarım. Ülkemizde ise 75 milyon insan bilinci var ve hepsinin de OKUması kendine göre. Mühim olan OKUmanın; taklidi okumak değil, kendini, Özünü OKUmak olduğunu idrak etmektir. Sorgulayabilen ve düşünebilen insan olarak OKUmak dileği ile…