Bir Kişi İçin Her şey
Bu haftaki yazıda, şu sıralar hepimizin içine çekildiği (belki isteyerek, belki de değil) yılbaşını konu alan animasyon Hediye Operasyonu’ndan bahsetmek istiyorum. Çoğu kişinin hedef kitlesinin çocuklar olduğu düşünülen animasyonları baştan eleme anlayışında olduğunun farkındayım. Film okuyuş şeklinize göre aslında hedef kitlenin ne kadar da geniş ya da farklı olduğu ortaya çıkıyor aslında.
2011 yapımı Hediye Operasyonu(Arthur Christmas), Hristiyan geleneğinin ve bu doğrultuda oluşan ritüeller üzerinden giden bir animasyon. Aslında bilinçli olarak kültür saptamaları yapılmış filmde. “Noel Baba bir gece içinde onca hediyeyi nasıl dağıtabilir?” sorusu kültürüne göre, o kültür içinde doğmamış olsa bile küresel kültür etkisiyle az çok çocukların kafasında oluşan soruların üzerine yapılandırılmış fantastik öğeleri yüklü bir hikaye.
Küresel kültüre karşı mısınız bilemiyorum. Genelde farklılığı yok ettiği ve ekonominin olumsuz bir sonucu olduğu düşünülerek olumsuz bahsedilir küresellikten. O yüzden de “Noel Baba’yı değil, Nasrettin Hoca’yı sevsin, bilsin çocuklar!”diye tepki verilir. Düşünüyorum da Noel Baba yüzünden unutulacak bir kültürel öge midir Nasrettin Hoca? Kendi kültürünü yaşatan ve çeşitli kültürlerden de haber olan bir neslin daha bilinçli olacağını düşünüyorum.
“Noel Baba” çevirisinde, erkek söylemin içselleştirilmesine karşı olanlar da var. Doğrusu bu kullanım bir çok alanda mevcut. Bir de buna el atarak filmden uzaklaşmam istemem ama bir içselleştirmenin var olduğunu kabul etmeden geçemeyeceğim.
Filmin konusu aslında “Umulmadık taş baş yarar.” üzerine dayalı. Hepinizin gülümsediğini fark ediyor gibiyim. Çocuklara bu amaçla ders verilmesi amaçlanmış filmde, tipik olan bir olgu karşımıza çıkıyor: “Teknoloji kötüdür, nerede o eski günler, adetler?” İnsanoğlunun(!) teknoloji olmadan da eskisi gibi başarılı olabileceği olgusu üzerinde ilerleyen filmde, eski günlerde olanın da aslında eski bir teknoloji olduğu unutturuluyor gibi. Sanırım biraz teknolojiden ne anladığımıza bağlı. Teknolojiye mi karşıyız, yoksa yeni teknolojiye mi? Hem kötüleriz, “Teknoloji bizi birbirimizden uzaklaştırdı.” diye, hem de bu teknolojinin nimetlerinden faydalanırız. O zaman teknolojinin faydalı alanlarda kullanıldığı zamanki meyvelerini kabul etmemiz en dürüst hal olacaktır! Zaten filmin sonunda da bunu kabul eden bir hal ile noktalanıyor.
Dediğim gibi, bir filmi nasıl izlediğinize, nasıl okuduğunuza bağlıdır size hitap edip etmediği. Yukarıdaki tüm karşıtları görebilmek adına, filmi şiddetle tavsiye ediyorum. O zaman hep birlikte karar veririz bir saniyelik kesitte Türkiye’nin geçiyor olmasının bir birliktelik çağrısı mı, yoksa bir dayatma mıdır diye. Doğrusu o da hangi açıdan baktığınıza bağlı.