Edirne'de Genç Parti oyları kime gidecek isimli yazı dizisinin ilkini yazdıktan sonra, şahsıma, çok güzel geri dönüşler oldu. Bu konuyla ilgili birçok telefon aldım ve sayısız birebir görüşme yapma fırsatı buldum.
Meğer ,bu konu aslında siyaset denilen kişiler arası ilişkilerin,en başta gelen formüllerinden olan umut ve vaat temel taşının ustalıkla işlendiği bir pratik sonuç olmuş..
Bu konuyu araştırmak bende de, farklı bir bakış açısı ve vizyon geliştirdi.
Okuduğunuz yazıyı yazabilmek bir aydan fazla zamanımı aldı ve yazıyı yazmadan önce görüştüğüm kişiler ve konuştuklarımızı buraya yazmaya kalksam hem belki de sıkıcı olur hem de gereğinden fazla zaman ve yer alır.
Seçmenin verdiği oy'un kendisine herhangi bir maliyeti yok fakat oyunu verdikten sonra öne çıkardığı siyasi partiye kazandırdığı güç muazzam olmakta..Bu güce sahip olmak ise, seçmenin gönlüne ve zihnine girebilmekte yatıyor.
Seçmenin gözünde ve gönlünde yer edinmek çok zor ama gönlünden düşmek ise kolayca olabiliyor. Sıkmayarak veya önemsemeden es geçtiğiniz,tutmadığınız bir el, söz verip tutmadığınız bir vaat; ne kadar projeniz olursa olsun, geçmişinizdeki başarılar ne kadar süslü olursa olsun, bir anda yok olabiliyor.
Hükümet olarak, o il'e ne kadar yatırım getirirseniz getirin, kişiler arası ilişkiler ve politik pazarlama enstrümanlarınız başarılı değilse, ne yazık ki, o ilden size istediğiniz ve beklediğiniz oyun gelmesi için kesinlik oluşturmuyor.
Edirne'de, siyasi projelerin üretilmesi ilk başta önemli görünse de, bu projelerin pazarlanması noktasındaki mobilizasyon, akıcılık ve inandırıcılık, vatandaşın anlayabileceği sadelikte ve genişlikte duyurulması açısından, çok önemli.
Genç Parti'nin o günkü, kullandığı vaat yelpazesi ve de vaatlerini ambalajlarken ürettiği konser, miting organizasyonları, Trakya ve Edirne'de teveccüh gördü.
Siyasi nutukları, kuru bir oy alışverişi pazarlığından çıkararak, aksiyonla giydirilmiş, tek tek sıkılan el, gözünün içine baka baka vaat edilen gelecek sözüne dönüştürmek gerekiyor.
Edirne'de siyaseten neyi farklı yapmak gerekir ki,3 milletvekilini de tas tamam tulum çıkarılsın?
Samimiyet...
Bugünlerde çarşıda, pazarda en çok konuşulan konu seçimler.
En fazla iddia oynanan da kaçta kaç hangi parti olacak sorusu?
Ezberi bozmak adına Genç Parti, Edirne'de bir gözlem ve akabinde de deney yaptı. Yapılan sosyolojik gözlem ve deney sonucunda da, yüksek oranda oy alındı. Amacım Genç Parti'yi övmek ya da yermek değil. Ortada bir vakıa var ve bu vakıanın sebep-sonuç ilişkisi benim için önemli.
Zaten Trakya insanı şöyle, Edirne insanı böyle diyerek, kolaycılığa kaçmak; buradaki sosyolojik verilere ihanet etmek demektir.
Yazımı yazmak için yaptığım görüşmeler neticesinde, altından daha değerli sosyo-ekonomik çıkarımlar öğrendim.
Pazarlamada ünlü FÜTZ analizi vardır.
Fırsatlar-Üstünlükler-Tehditler-Zayıflıklar analizi..İngilizce adıyla SWOD analizi.
Edirne'de detaylı ve ayakları yere iyi basan, iyi bir FÜTZ analizi yapıldığında, milletvekili sayısını 3 te 3, tulum çıkarmak çok rahat olacaktır.
Bugün itibarıyla, ne yazık ki bu analizin yapıldığına dair pek bir umut göremiyorum.
Basından takip edildiği kadarıyla,yine o klasik kahvehane ziyaretleri yada önde gelenlerle seçkin yemekler süslüyor manşetleri..
Kampanyayı yürütürken hazırda bulunan danışmanlara gerek kalmaksızın,milletvekili adayları kendileri yönlendiriyor kampanyalarını..
Edirne'nin kaç tane köyü, kaç tane mahallesi var, hangi mahallede hangi sokağında kaç tane çeşmesi var, kaç tane aç, yoksul, özürlü var, şu anda önemsiz gibi..Önemsiz gibi göründüğü içinde netlik yok iddia'da..
Yazıyı yazarken edindiğim notlar,üniversitelerde okutulan pazarlama derslerinin pratikte uygulanan staj uygulaması gibi..
Fakat siyaset, pazarlama teknik bilgilerinden sapmaya ve onu inkâr etmeye başladıktan itibaren de başarısız olmaya başlıyor.
Ayrıntıya girerek lehte ya da aleyhte örnekler vererek, herhangi bir partiyi yermek veya övmek istemem. Amacım sistemdeki sorun ve tıkanıkları dile getirmek ve varsa çözüm önermektir.
2011 Genel seçimlerinde, milletvekili adayı belirleme sürecinde olası yaşanılan küskünlükler neticeye ne kadar etki eder bilinmez ancak, il ve ilçe teşkilatlarındaki seçmen havuzu bilgileri ve de seçmenle ne kadar kontak halinde olunduğu, sonuçları epey etkileyecektir.
İl teşkilatlarının kendilerine yakın olan seçmen havuzuna ne kadar hâkim olduğu, ne kadar harekete geçirebildiği, seçim öncesi siyaset adına,iyi bir örneklem olacaktır.
Seçmeni ile barışık olmayan bir il teşkilatının peşinden yürüdüğü milletvekili adayları da ne yazık ki belki de hayal kırıklığı yaşayacaktır.
Şu anda Edirne'de belli bir proje konuşulmamakta ve tartışılmamaktadır.
Geçenlerde sohbet ettiğim bir arkadaşım, işyerlerine bir milletvekili adayının ziyarette bulunacağını, fakat ziyaretin iş bitiş saatine denk gelmesi ve işvereninde milletvekili adayı gitmeden kimsenin gitmemesi gerektiğini söylediğini, dolayısıyla işten 45 dakika geç çıkmak zorunda kaldığını, çocuğunu kreşten geç almak zorunda kaldığını, işyerinden ayrılırken de o milletvekili adayının kimsenin elini sıkmadan, hatır sormadan arabasına atlayıp ayrıldığını, dolayısıyla arkadaşım, o partiye oy vereceği varsa da vermeyeceğini belirtti.
Bu olay yaşanmış mıdır yaşanmamış mıdır bilinmez, hangi kurumda olmuştur bilemeyiz ama, kraldan çok kralcılık yapmak adına, bu tür eğilimler antipatik bulunmakta, amaçlanan hedeften uzaklaştırıp, ne yazık ki ters sonuç doğurmaktadır.
Gereksiz yere 45 dakika bekletilen ve eli sıkılmayan seçmen, projeleriniz ne kadar güzel olursa olsun, back-raundunuz geçmiş başarılarınız ne kadar mükemmel olursa olsun, bir anda değersizleşebileceğinden sandıkta umduğunuzu bulamamanıza sebep olacaktır.
Yazımı yazarken Ankara'da genel merkezlerde Genel Başkan yardımcılarından, Edirne'deki varoşlardaki seçmene kadar yaptığım görüşmeler sonucundaki tuttuğum notlar; sadece samimiyet formülüyle başarının geleceğini bana gösterdi.
Genç Parti'nin oyları nereye gideceği sorusu, bu oyları kim daha çok almayı istiyor cevabında saklı...
Bugün Edirne'de görünen tablo, bu sorunun cevabının gri olduğunu gösteriyor.
Kendi il ve ilçe teşkilatlarıyla çatışma halinde olan siyaset mekanizması, seçmene ulaşmak için epey zaman harcıyor.
Aday belirleme sürecindeki dışarıya verilen fotoğraflarda, vatandaşın gözünde güvensizlik ve samimiyetsizlik doğuruyor. Kendilerine çok yakın görünen kesimden bile milletvekili adaylarının, istenilen desteği görmemesi ve bu küskünlüğün dillendirilmesi, gerek Genç Parti oyları, gerek kararsız seçmen oyları ve gerekse de yeni seçmen oylarının akıbeti konusunda Edirne'de gri bir tablo ortaya çıkarıyor.
Bu arada Edirne-FÜTZ Analizi'ni merak edenler olursa, seve seve paylaşabilirim.
Edirne-FÜTZ Analizi;en büyük üstünlük samimiyet üzerine kurulu bir analiz.Aynı zamanda da en büyük zayıflık samimiyetsizlik üzerine..
Bu arada, fıkra bu ya;
Akıl hastanesinde deliler sırayla bir delikten bakıyorlarmış. Saatlerce bu bakma devam ettiğinden doktor merak etmiş, yahu bir de ben bakayım neye bakıyorlar diye.
Bakmış kapkara bir delik ve hiçbir şey görünmüyor.
Dönmüş, delilerden birine sormuş:"Yahu burada hiçbir şey görünmüyor niye bakıyorsunuz bu kadar saatlerce.."
Delinin biri; "Yav doktor,biz günlerdir göremedik te,sen ilk bakışta mı göreceksin.." diye..
Kıssadan hisse..
Baktığımız tablo karanlık bir delik gibi olmasa da bence biraz gri.
İyi bakmak ve iyi analiz etmek gerek..
Kaybetmeden ve kaybettirmeden önce...