Menü Edirne Olay Gazetesi
Tarih: 18.03.2010 15:53
EDİRNE YOK MU EDİRNE…

EDİRNE YOK MU EDİRNE…

Facebook Twitter Linked-in

'Sanki Allah'ın günü yaza yaza bir hâl oldun da bir de köşene konuk aldın' gibi serzenişlerde bulunabilirsiniz. Haklısınız da... Daha dün bir bugün iki olması gerekirken ana iki yok. Tembelim birazcık. Neyse şaka bir yana tembellik değil bilenler bilir tiyatro benim özel ilgi alanım. Amma velakin bu hafta müzikal bir etkinliğe dair bir yazı yazmaya, Edirne Gazeteciler Derneği'nin düzenlediği TrockyaBlues konserine el atacaktım ki 'Yapma' diye hönkürdüm kendime. Zira pek yakınımda müzikten bir hayli anlayan başarılı bir müzisyen ve çeşitli ulusal yayınlarda kültür-sanat muhabirliği yapmış değerli dostum Yasin Kayırtar oturuyordu ve uzun süren ikna çabamla bu yazıyı ona yazdırdım. Herkes bildiğini yazsın öyle değil mi neyse uzatmayayım alın size Yasin KAYIRTAR'ın yazısı:

EDİRNE YOK MU EDİRNE...

Yasin Kayırtar

İstanbul'dan sonra tarihle insanın iç içe yaşadığı ikinci şehirdir Edirne.  Üniversitesinden,  insanına, doğasından yaşam kültürüne kadar güzelim Trakya'nın tüm güzelliklerinin süzülüp de bir araya toplanmış kentidir.  Bir yerinden herkes bu şehir için kafa yorsa da, tanıtımından turizmine kadar daha yapılması gereken çok işin olduğu su götürmez gerçektir. Edirne'nin kültür sanat  "dünyası da" bu gelişmelerin içerisinde çok önemli bir yere oturmaktadır.  Çünkü bir şehri şehir yapan sadece içinde yaşayanları değildir,  aynı zamanda dışarıdan kendisine taşıyabildikleridir de.  Aslında Edirne,  çok değil bundan neredeyse 100 yıl öncesinde de kültür sanat sorunlarını çözmüş bir kenttir. Mesela Karaağaç'ın tarihine bakarsak, yıllarca dünyanın çeşitli şehirlerinden İstanbul'a gösteri yapmaya giden tüm kültür-sanat gruplarının İstanbul'dan önce ilk sahne aldıkları yerdir. Bugüne döndüğümüzde ise şehrin kültür sanat işlerini üniversite biraz omuzlamış gibi durmakta.  O da bildiği kadar, elinden geldiği kadar dönmekte. Kimi zaman öğrencilerin çabası, kimi zaman da üniversitenin idari kurumları tarafından ilerlemekte. Az sayıda sivil toplum örgütünün çabasını unutmayıp üzerine birde ticari organizasyon firmalarının etkinliklerini de eklemek gerek.  Aslında bu konuda denebilecek sözler bir yazı dizisi olur, üstüne bir de "Edirne'de sanat" başlıklı bir kitapçık bile basılabilir. Ama az da olsa bir yerden başlamak gerek. Aslında bu yazının yazılmasına neden olan şey de geçtiğimiz Pazar günü Edirne Gazeteciler Derneği tarafından düzenlenen Trockyablues konseridir. Trockyablues 1999'dan bu yana Trakya'nın başına gelmiş en iyi müzik gruplarından birisidir. Yıllardır durmaksızın düzenli olarak Lüleburgaz'da ve Türkiye'nin birçok yerinde konserler verir. "Piyasa" koşullarına yetenekli müzisyenleriyle kendi başlarına kafa tutarlar. İlahi'den Anadolu türkülerine kadar  çok geniş müzikal kültürümüzü , Blues'un ince, naif tınılarıyla birleştirir. Bizde enteresan bir kültür algısı vardır. TV'de görmediğimizi, CD'si olmayanı pek umursamayız. O yüzden de "ölünce hatırlandı", "hak ettiği yeri göremedi"  gibi kendimize özel sözlerimiz vardır.  Ama Trockyablues, yetenekli müzisyen kadrosu ve Trakya'nın zengin müzikal kültürünü akılla işlemesiyle fazlasıyla ciddiye alınacak bir gruptur. Geçmiş yıllarda Edirne'ye gelmiş miydi bilmiyorum ama senede bir kere ziyaret etse az kalır denilebilir. Edirne Gazeteciler Derneği de bu fikirle mi misafir etti onları bilinmez ama sonuç olarak güzel bir şey yapmış. Kırkpınar zamanı Güllü ve Adnan Şenses'le yoğrulmuş belediye etkinliklerine farklı bir soluk olduğunu düşünüyorum. Bir sürü şehrin belediyesi çok yaratıcı festival ve etkinliklerle şehirlerini kültür sanatla yoğuruyorlar.  Sanırsam ki bir şehir için hele ki Edirne gibi bir şehir için kültür sanat etkinliklerinin öneminden bahsetmeye gerek yok. Tabiî ki Edirne'nin de bir kültür sanat yaşamı var. Ancak bahsettiğim şey sadece TV'nin gördüğü gözle yapılmış, sadece düzenleyenin kültür-sanat algısının insafına kalmış bir şeyden bahsetmiyorum. Çünkü insanlık kültürü "popüler" olanla ilerlemiyor. 
             Aynı Trockyablues gibi arada sırada insanı heyecanlandıran etkinlikler var olsa da onları "ağırlamakta da"  halen çok amatör, basit olduğumuzu bilmemiz gerek. Hangi usta ekibi çağırırsan çağır, neredeyse 20 bin öğrenci içerisinden iki yüzünün bile duymadığı, binlerce nüfuslu Edirne halkının dikkatini çekemediğin bir etkinlik düzenlemenin çok bir önemi olmadığını düşünüyorum.  Sorunun aslında düzenleyeninden ışıkçısına salon görevlisinden katılımcısına kadar geniş bir alanı kapsaması ne kadar ürkütücü olsa da değişmez değildir. Mesela Trockyablues, her konserinde olduğu gibi bu konserinde farklı bir konseptle, "hafıza" isimli bir konseptle sahne aldı. Türk sanat müziğinin "unutulmayan" şarkılarını unutmayalım diye eski Türk filmlerinden görüntülerle renklendirmiş. Ama gel gelelim yaratıcı ışıkçımız o sırada insanlar ‘izlesin' diye yansıtılmış film görüntülerinin üzerine acayip renklerden acayip şekiller yansıtmakta. Şaşkınız. O sahneyi öyle hayal eden Trcokyablues üyeleri ne yapsın şimdi. Sonra Trockyablues, Türk müziğinden bir anda Balkanlara doğru yolculuk ediyor. Ahmet Özden, zurnasıyla adeta klarnetle obua arasında yolculuklar yaparken şarkının sonunda pek sevgili protokolden abimiz sahneye "Edirne yok mu Edirne" diye bağırıyor. Yine şaşkınım. Acaba peçeteye mi yazmalıydı bilmem ki. Yüzüm kızarıyor. Şimdi eğer Edirne'den çalamazsa o adamcağızlar neler olacak onu düşünüyorum. İçimden diyorum ki, darbukaya kimlik kazandırmış, ritmi parmaklarıyla yeniden şekillendirmiş büyük üstat Mısırlı Ahmet'i davet etsek ona da "çal bakayım bi dokuz sekiz" diye mi bağıracağız protokolden. Ya da yaratıcı ışıkçımız parmaklarına acayip ışıklar mı yansıtacak? Sonuçta Trockyablues "mahalleden" geliyoruz dese de "mahallede" ya da "meyhanede" gibi mi davranmalı bilemedim. Eksiğimiz, değişecek yönümüz çok. Üreteceğimiz, üretmek zorunda olduğumuz çok fazla şey var. Ve bunlar ancak değişime zorlayıcı eleştirilerle mümkün.  Baharın ilk çiçekleri açarken hareketlenen sokakları en son Kırkpınar ağırlayacak. Dostun düşmanın bizi izlediği bu zamanlara girerken, üniversitenin bahar şenliklerinden Kırkpınar'a kadar, içinde değer taşıyan şu hayatı daha da çekilir kılan kültür sanat etkinlikleriyle buluşma ümidiyle...




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —