Tarih: 25.12.2011 14:55

Eğitimde sporun önemi

Facebook Twitter Linked-in

Eğitimde sporun önemi

30 Haziran 1985'te Baltimore'da (ABD) bir çocuk doğar. Başlangıçta her şey yolunda olmasına rağmen çocuğun anaokuluna başlamasıyla bir şeylerin yolunda gitmediği anlaşılır. Öğretmenler aileyi okula davet ederler ve çocuk hakkında ”sessiz kalamıyor, yerinde oturamıyor, eli kolu devamlı oynuyor, diğer çocukların ilgisini çekmek için kıkırdıyor, onları dirseğiyle dürtüyor” diye şikâyetlerde bulunurlar. Aile çocuğu doktora götürür. Teşhis “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu”dur. Doktorlar aileye, çocuğun spora yönlendirmesini gerektiğini söyler. Günümüzün olimpiyat şampiyonu olan bu çocuk 5 yaşındayken yüzme sporuyla tanışır.

Yukarıda bahsedilen hayat hikâyesi, olimpiyat tarihinin en çok altın madalya kazanan sporcusu Michael Phelps’e aittir. Phelps’in hayat hikâyesi; çocukların gelişimleri için fiziksel aktivitenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Çocuğunun spor yapmasını istemeyen aile yok denecek kadar azdır; ancak asıl mesele çocuğun hangi spora başlamasının daha yararlı olacağıdır. Çevreden elde edilen sağlıksız bilgiler ailelerin kafasını daha da karıştırmaktadır. Konu komşu; en yararlı sporun basketbol olduğunu, basketbolun boy uzattığını söylemektedir. Bir başkasına göre ise en yararlı spor yüzmedir. Meseleye maddi kazanç yönünden bakanlar ise çocuk için en yararlı sporun futbol olduğunu düşünmektedir.

Yazılı kaynaklarda ise bizlere çeşitli teorik bilgiler sunulmaktadır. Bu kaynaklara göre; boks, güreş halter vb. sporlar travmatik (çocuğun gelişimine zarar veren) sporlardır ve çocuğun sağlıklı gelişimini engellemektedir. Bu bilgi teorik olarak doğrudur ancak asıl önemli olan çocuğumuzun hangi spora başladığı değil, kiminle-hangi antrenör ya da beden eğitimi öğretmeni ile spora başladığıdır.

Temel mesleki bilgiler ve etik değerlerden yoksun bir antrenör a-travmatik (çocuğun gelişimine destek olan, travma içermeyen) olarak adlandırılan yüzme, voleybol vb. sporları dahi travmatik hale getirebilirken, temel mesleki bilgilerle donanımlı empati kurabilen, çocukların sağlıklı gelişimini her şeyden üstün tutan bir antrenör, travmatik olarak adlandırılan sporları dahi çocuklarımızın gelişimine faydalı hale getirebilir.

O halde önemli olan spor dalını seçmek değil, doğru antrenör ya da beden eğitimi öğretmenini seçmektir.

Birçok sporun başlama yaşı 5-6 yaştır. Bu dönem çocuğun oyun dönemidir. O halde, bu dönemde yapılacak eğitim öğretim faaliyetlerinde en etkili yöntem oyundur.

Antrenman aynı zamanda bir eğitim aracıdır. Spora başlayan çocuklar; kurallara uymayı, insanlarla sağlıklı iletişim kurmayı, verilen görevleri yerine getirmeyi öğrenirler. Hatta okullarda problemli davranışlar sergileyen birçok öğrencinin okul takımına girmesiyle ya da beden eğitimi öğretmeniyle iletişimde bulunması sonucunda derslerinde daha başarılı ve daha uyumlu olduğu gözlenmektedir.

Sonuç olarak çocukların spora yönlendirilmesinde şu noktalara dikkat edilmelidir;

•             Spor dalı seçiminden daha önemli olan antrenör ya da beden eğitimi öğretmeninin seçimidir.

•             Anne- babalar, antrenör/beden eğitimi öğretmeninin davranışlarını yakından takip etmelidir. Sporu; çocuk için bir iş haline getiren, çocuğun hatalarını fiziksel cezalarla düzeltmeye çalışan antrenör/beden eğitimi ile yollar ayrılmalıdır.

•             Eğer antrenör, erken yaşta şiddetli yüklenmelerle çocuğunuzu yıldız bir sporcu yapıp bundan çıkar elde etme çabasındaysa bu duruma hemen müdahale edilmelidir.

•             Çocuklar gelişim çağında, tamamıyla doğal nedenli yetersizlikler nedeniyle fiziksel aktivitelerde kendilerinden tam olarak beklenen performansı sergileyemezler. O halde başlangıçta önemli olan kaba becerilerin elde edilmesidir. Bu dönemde mükemmellik beklemek herkes için hayal kırıklığına neden olacaktır.

 

 

 

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —