Tarih: 13.12.2011 18:05

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ ÖZCAN’DAN ANLAMLI GÖREVE BAŞLAMA MESAJI

Facebook Twitter Linked-in

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ ÖZCAN’DAN ANLAMLI GÖREVE BAŞLAMA MESAJI

Gazetemizde yaptığımız haberin ardından oluşan kamuoyu tarafından istenmeyen adam ilan edilen eski İl Milli Eğitim Müdürü Şerafettin Demircinin yerine atanan Hüseyin Özcan görevi devraldıktan sonra yaptığı yazılı açıklamada; “Eğitim camiasının bir ferdi olarak bütün öğretmenlerin “milletimizin muhterem unsurlarından” biri olduğunun bilincindeyim. Cumhuriyeti koruyacak ve yaşatacak olan yeni neslin mimarı olan öğretmenler elbette her türlü saygıya layıktırlar. Bizim yapacağımız bütün çalışmalardaki tek güvencemiz de bu “muhterem unsurlardır.” Dedi.

İl Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Özcan’ın anlamlı mesajı aynen şu şekildedir;

 Edirne gibi köklü bir tarihi olan bir şehirde bulunmanın heyecanı ve mutluluğu içinde olduğumu bilmenizi isterim. Memleketin her köşesi bizim için bir hizmet alanıdır. Fakat bazı şehirler vardır ki tarih içindeki misyonu ile diğer bütün şehirlerden ayrılırlar. Edirne gibi böylesine büyük kıymete haiz bir şehirde böylesine önemli bir göreve talip olmak, eğitim adına bu şehrin sorumluluklarını üstlenmek bizim için büyük bir onurdur.

       Bir şehre katacağınız şeyler kadar o şehrin size katacağı şeyler de önemlidir. Tek boyutlu bir etkileşim gerçek başarıya ulaşmadaki en büyük engeldir. Osmanlıyı devletten imparatorluğa taşıyan ve 88 yıl pay-ı taht olarak tarihe geçen bu şehir, elbette bizim için de önemli tecrübeler ve fırsatlar sağlayacaktır. Edirne aynı zamanda serhat şehrimizdir. Türkiye’nin batıya ve dünyaya açılan bu penceresi, şanlı mazisindeki gibi önemli misyonunu devam ettirmektedir. Edirne tarihte olduğu gibi bu gün de yeniliğin ve gelişmenin bir diğer adı olmuştur.

       Tunca, Meriç, Arda gibi büyük nehirlerin buluşmasına tanıklık eden ve bir ada gibi kendisini kuşatan bu nehirlerin kucağında günümüze ulaşan bu tarihi şehir, hem mazimizin şanlı tarihini hem de çağdaş uygarlık aydınlık yarınlarını bünyesinde buluşturmayı başarmıştır. Edirne Yahya Kemal’in deyimiyle “kökü mazide olan ati”dir.

       Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan Selimiye’nin bu şehirde yükselmesi boşuna değildir. Yazısıyla Eski Cami, Kapısı ile Üç Şerefeli Cami, bugün dimdik ayakta duran Bedesteni, Kapalı Çarşısı, tarihi köprüleri, Orhan Bey zamanından beri süregelen Kırkpınar güreşleri, Osmanlı Sarayı’ından geriye kalan Adelet Kasrı, Muradiye Camii, Beyazıt Külliyesi ve Darüşşifası; Meriç nehrinin kanarındaki eşsiz mesire alanları, birçok tarihi olaya tanıklık etmiş olan özgün yapısı ile Karaağaç Tren İstasyonu ve birçok araştırma ve incelemeye konu olmuş mimari ve kültürel dokusu ile Edirne, tarihi ve kültürel mirasımızın en yoğun hissedildiği bir şehirdir.

       İstanbul’dan bizi Edirne’ye getiren yukarıda belirttiğimiz gibi bu şehre hizmet etme arzumuzdur. % 99’u okur yazar olan ve eğitimde büyük başarılar elde eden bir şehir, elbette daha büyük başarıları hak etmektedir. Misyonumuz, hak edilen bu başarıyı hayata geçirmek olacaktır. Bunun ancak bir ekip çalışması ile mümkün olacağını ifade etmek istiyorum. Bu nedenle görev bize tevdi edilirken en büyük güvencem, tecrübesine ve birikime inandığım Edirne’deki eğitim yöneticileri ve öğretmenler olmuştur.

       Birlikte yürüyeceğimiz bu yolda ilk günün heyecanı ve gayreti ile çalışmalarımıza yön vereceğimizi bilmenizi isterim. Sizlerin gayret ve heyecanına bir şeyler katabilirsek ne mutlu bize… Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi : “Vatanının en çok seven, görevini en iyi yapandır!”. Bize düşen sorumluluklarımızla zamanında ve layıkıyla yerine getirmektir. Eğitim gibi kutsal bir savaşın neferleri olarak mücadelemizi, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu hedefler ve belirlediği ilkeler doğrultusunda devam ettirmek en büyük sorumluluğumuzdur. Bizlerin bu sorumluluktan bir an geri durmamız, ülkemizi sonu felaket olan bir yola sokabilir. Eğitimdeki ihmalin ve sorumsuzluğun telafisi hiçbir zaman mümkün olamaz.

       Eğitim istendik davranışlar kazandırma sürecidir.Okullarımızı bir an önce, zaman zaman hep beraber şahit olduğumuz, istenmedik davranışların kazanıldığı kurumlar olmaktan çıkarıp, istendik davranışların kazanıldığı kurumlara dönüştürmek zorundayız.. İnsanı merkez almayan eğitim politikaları ve anlayışlarının hiçbir anlamı olmadığını hepimiz biliyoruz. Çağdaş eğitim anlayışı artık her bireyi ayrı bir dünya olarak kabul etmektedir. Her bireyin kendine ait özellikleri ve davranış biçimleri vardır. Eğitimin asıl amacının vatanını ve milletini seven şahsiyetli bireyler yetiştirmek olduğu gerçeğinden uzaklaşmış durumdayız. Oysa bilgi günümüzde bir tüketim unsuru olan nesnelere dönüşmüş durumda… Bireyin bilginin kaynaklarına rahatça ulaştığı günümüzde artık öğretmenin de asıl misyonunun ne olduğunu sorgulaması gerektiğine inanıyorum. Öğretmen olarak görevimizin bir bilgi aktarıcısı olmadığını, amacımızın bireylerin olumlu davranış biçimlerini geliştirmelerine rehberlik etmek, onların yeteneklerini geliştirmek, onları hayata hazırlamak ve en önemlisi öğrencilerin bilgiyi sentez yolu ile algılayıp edilgen bir unsurdan etken bir unsura dönüştürüp hayata aktarmalarını sağlamak olduğunu fark etmemiz gerekir. Bundan sonraki amacımız, kendi şahsiyetlerini ve kimliklerini başkalarının şahsiyetlerinin ve kimliklerinin gölgesinde bırakan bireyler değil, düşünen, üreten, şahsi kimliği ile var olduğunun bilincine varan öğrenciler yetiştirmektir.

       Çağdaş eğitim anlayışının bir gereği olan bu yaklaşımların aslında bütün müfredatlarımıza yansıtıldığını, hepimiz biliyoruz. Fakat eski eğitim anlayışlarını devam ettirmek gibi bir eğilimin olduğunun da farkındayız. Bunun için öncelikli hedefimiz, eğitim yöneticilerimizin ve en önemlisi öğretmenlerimizin bu çağdaş eğitim anlayışı doğrultusunda kendilerini geliştirmeleri olacaktır. Bunun için her türlü imkânı sizlere sunmaya hazır olduğumuzu bilmenizi isterim. Bu nedenle de bazen gerçek amacını yerine getirmediğini gözlemlediğimiz Hizmetiçi Eğitimleri gerçek fonksiyonel gücü ile değerlendirmek öncelikli hedeflerimizden biri olacaktır. Bunun ancak idarecilerimiz ve öğretmenlerimizle işbirliği içinde mümkün olacağının bilincindeyiz. Bu konuda ihtiyaç analizi yaparak, ihtiyaç duyduğunuz konular hakkında uygun zamanda sizlere hizmet içi eğitim seminerleri düzenlemek takdir edersiniz ki daha doğru bir karar olacaktır.

       Okuldaki sosyal faaliyetleri artırmak, İl düzeyinde bu faaliyetleri yaygınlaştırmak öncelikli hedeflerimizden biri olacaktır. Öğrencilerimize yeteneklerini ve birikimlerini geliştirmeleri için gerekli ortamları hazırlamak her okulun başlıca görevleri arasında olacaktır. Bunun için Proje Bayramı, Kariyer Günleri, çeşitli kültür,spor ve sanat etkinliklerinin düzenlenmesi bir diğer hedefimizdir. Okullarımız bundan sonra sadece SBS ve YGS-LYS’deki başarıları ile değil bu sosyal faaliyetleri ile de değerlendirmeye alınacaktır. Her okulun bu özelliklerini gösteren bir performans karnesi olacaktır. Eğitimde asıl başarı bu bütüncül yaklaşımın hayata geçirilmesi ile yakalanacaktır.

       Okuma yazma oranının eğitim düzeyinin bu kadar yüksek olduğu bir ilin Türkiye düzeyindeki her türlü sınavda zirvede yer alması gerekir. Bu yüzden öncelikli çalışmalarımızdan biri bu sınavlarda İlimizin, ilçeler ve okullar bazında başarısını tespit etmek, varsa eksik yönlerimizi bir an önce tespit etmek ve bu eksikleri gidermek için nasıl bir çalışma yürütüleceğine karar verip bir an önce bu tür çalışmalara başlamak düşüncesindeyiz.

       Eğitimciler olarak çağın gerektirdiği her türlü donanım ve bilgiye sahip olmamız gerektiğini hiçbir zaman unutmayalım. Öğretmen her türlü tutum ve davranışı ile topluma örnek olmalıdır. Toplumun gerisinde kalanların topluma yön vereceğini düşünmek sadece bir hayalden ibarettir. Çağın gerisinde kalan bir eğitimcinin geçmişin birikimini geleceğe taşıması inanın mümkün değildir. Bilimi bizlere en büyük rehber olarak sunan Mustafa Kemal’in bu düşüncesinin tam zıddı olarak bilimsel ve teknolojik yeniliklerden uzak durmak, izahı mümkün olmayan bir anlayıştır.. Öğretmenler olarak bilimsel gelişmelere, teknolojik yeniliklere açık olmak, bu gelişmeleri hayatımızın her alanında hakim kılmak zorundayız.

       Milli Eğitim Müdürü olarak bütün öğretmen ve idareci arkadaşlarımın her zaman yanında olacağımı bilmenizi isterim. Eğitim camiasının bir ferdi olarak bütün öğretmenlerin “milletimizin muhterem unsurlarından” biri olduğunun bilincindeyim. Cumhuriyeti koruyacak ve yaşatacak olan yeni neslin mimarı olan öğretmenler elbette her türlü saygıya layıktırlar. Bizim yapacağımız bütün çalışmalardaki tek güvencemiz de bu “muhterem unsurlardır.”

       Yukarıda çok az bir kısmını ifade etmeye çalıştığım eğitim anlayışıyla görevime büyük bir heyecan ve sorumlulukla başlamış bulunmaktayım. Görev yapacağımız süre zarfında Tüm eğitim çalışanları, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, basın mensupları ve Edirnelilerin yardım ve desteklerini esirgemeyecekleri düşüncesiyle selam, sevgi ve saygılarımı sunarım.12.12.2011

Hüseyin ÖZCAN

İl Milli Eğitim Müdürü

 

 

 

 

 

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —