Çiğdem Gegeoğlu; 6284 sayılı yasaya dokunamayacaksınız!

Gegeoğlu; Nafakayı kaldırmak için yasa hazırlıkları yapanlar,6284 sayılı Yasayı kaldırmak isteyenler,İstanbul Sözleşmesinden devletin imzasını çekmesi için uğraşanlar,Katledilen kız kardeşlerimizin cinayetlerinin sorumlusudur.Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaşam hakkımızı savunmaya devam edeceğiz!Hiçbir kadının saçının teli zarar görmeyene kadar, tam eşitlik sağlanana kadar meydanlarda olmaya devam edeceğiz!! Bu memlekette özgür ve eşit yaşayacağımız, emeğin sömürülmediği şehirleri inşa edeceğiz.

Çiğdem Gegeoğlu; 6284 sayılı yasaya dokunamayacaksınız!

Gegeoğlu; Nafakayı kaldırmak için yasa hazırlıkları yapanlar,6284 sayılı Yasayı kaldırmak isteyenler,İstanbul Sözleşmesinden devletin imzasını çekmesi için uğraşanlar,Katledilen kız kardeşlerimizin cinayetlerinin sorumlusudur.Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaşam hakkımızı savunmaya devam edeceğiz!Hiçbir kadının saçının teli zarar görmeyene kadar, tam eşitlik sağlanana kadar meydanlarda olmaya devam edeceğiz!! Bu memlekette özgür ve eşit yaşayacağımız, emeğin sömürülmediği şehirleri inşa edeceğiz.

Çiğdem Gegeoğlu; 6284 sayılı yasaya dokunamayacaksınız!
12 Haziran 2020 - 16:07

Çiğdem Gegeoğlu; 6284 sayılı yasaya dokunamayacaksınız!

CHP Edirne Kadın Kolları Başkanı ve İl Genel Meclis üyesi Çiğdem Gegeoğlu, düzenlediği basın toplantısnda kadına karşı yapılan ayrımcılığa karşı ve 6284 sayılı yasaya yapılmak istenen değişikliklere direneceklerini söyledi.
Gegeoğlu konuşmasını şöyle tamamladı;
Tüm dünyada ve Türkiye’de korona virüs ile birlikte olağanüstü bir dönemden geçiyoruz.

Biliyoruz ki korona salgını süresince en çok etkilenen kesim: işçiler, emekçiler, işsizler, yoksullar ve tabii ki kadınlardı.
Bu süreçte ne yazık ki kadına yönelik şiddet çeşitli başvuru ve yargı mekanizmalarının işletilmemesinden kaynaklı olarak daha da vahim bir noktaya geldiğini gördük.
Yeni infaz yasasının yarattığı tahliyeler ise şiddeti artıran önemli bir unsura dönüştü.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun açıkladığı verilere göre Mayıs ayında 21 Kadın kardeşimiz, Nisan ayında ise 20 kadın kardeşimiz erkekler tarafından katledildi.
Daha birkaç gün önce Konya’da Nargül Yıldız, Muğla'da Zeynep Şenpınar, Manisa'da Gülnur kocabaş, Rize’de Rukiye Çerman ve Diyarbakır’da Nurcan Polat ve niceleri erkekler tarafından katledildi.
Caydırıcı yasalar uygulanmadıkça,
Erkek akıl, erkek yargı, erkek devlet anlayışı değişmedikçe, kadınları güçlendirici önlemler alınmadıkça  şiddet önlenemeyecek!!
Katillere hak ettikleri cezaları vermeden, toplum içine bırakanlar da bu suça ortaktır.
Biz
Şiddeti öven tüm yaklaşımları teşhir edeceğiz, 
Katillerin hak ettiği cezayı alması için bütün davaların sonuna kadar takipçisi olacağız.
Nafakayı kaldırmak için yasa hazırlıkları yapanlar,
6284 sayılı Yasayı kaldırmak isteyenler,
İstanbul Sözleşmesi’nden devletin imzasını çekmesi için uğraşanlar
Katledilen kız kardeşlerimizin cinayetlerinin sorumlusudur.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaşam hakkımızı savunmaya devam edeceğiz!
Nafaka ile ilgili değişiklik yapmanıza izin vermeyeceğiz,
6284 sayılı yasaya dokunamayacaksınız,
İstanbul Sözleşmesi'ni tartışmaya açmanıza izin vermeyeceğiz.
Aile içinde çizdiğiniz o sınırda yaşamayı kabul etmeyeceğiz.
Kadınların 'Ölmek istemiyorum', 'Ölmeden koruyun beni', 'Beni öldürdükten sonra mı tutuklayacaksınız' çığlıklarının yükselmediği bir hayatı kuracağız!
Yan yana gelerek, dayanışarak, yılmayarak, mücadele ederek kazanacağız.
Hiçbir kadının saçının teli zarar görmeyene kadar, tam eşitlik sağlanana kadar meydanlarda olmaya devam edeceğiz!! Bu memlekette özgür ve eşit yaşayacağımız, emeğin sömürülmediği şehirleri inşa edeceğiz.
Yaşasın kadınlar!  Yaşasın mücadelemiz!!!
 
 
 

YORUMLAR

  • 6 Yorum
  • Sabri Seyhun
    1 ay önce
    Çok beğendim Çidem başkanımın, özüne ve sağlık
  • Hüseyin KAÇIN
    1 ay önce
    Eşcinsellik Sorunu: Çocuklarınızı Teyzelerine Kaptırmayın. Psikolog Hüseyin Kaçın Türkiye, kurum ve kuruluşlarıyla gün geçmiyor ki; ana haber bültenlerinde haber üstüne haber olan kadınlara yönelik şiddetle köklü bir şekilde hukuksal olarak mücadele‎ ederken, "6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" ve İstanbul Sözleşmesi'yle kadını korumakla beraber, esas olarak kimsenin aslında fark etmediği bir konu da, aile bağlarımız içten içe çözüldükçe aile kurumunun da çöktüğüdür. Aile çökerse sosyolojik bir gelişme olarak toplum da yavaş yavaş, içten de dıştan da çökmeye başlar. Türkiye'de aile kurumunun çöküşünün doğal bir yansıması olan eşcinsellik sorunuyla, toplum olarak istesek de istemesek de kaçınılmaz olarak yüzleşmek zorundayız. Eşcinsellik demek sadece sapıklık demek değildir. Eşcinsellik demek sadece din ve maneviyat eksikliği demek değildir. Eşcinsellik demek sadece Lut kavmi demek değildir. Her anne baba; kendi karı-koca sorunlarını çözemed
  • Hüseyin KAÇIN
    1 ay önce
    İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun ve eğitim dünyasında almış başını giden toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları, toplumsal değerlerimizi değiştirmeye ve dönüştürmeye devam ettikçe yeni neslin, gelecek kuşakların, dindar değil de deist ve biseksüel olması kaçınılmaz olacaktır. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun katıksız bir şekilde uygulandıkça, kadının fendi erkeği eninde sonunda yenecektir. Toplumsal sorunların çözümü adına sadece hukuktan umut beklemek nafile bir çabadır. Çünkü hukuk sadece suçu cezalandırır fakat aynı zamanda suçu ortadan kaldırmaz, suçluyu ise asla ama asla iyileştirmez. Kadına şiddetin çözümünü yasalardan ve yargıçlardan ummak, sorunun teşhisini de tedavisini de bilmemekten kaynaklanmaktadır. Toplumsal hayatımızda kadına şiddeti çözmek adına kadının fendi erkeği yendikçe, babasız yetişen çocuklar sorunu ortaya çıkmaktadır. Kadınlar mı haklı erkekler mi haksız derken, aslında çocuklar mağdur olmaktadır. Çocuklar mağdur olduklarında ise onların haklarını sonuna kadar savunan bir kurum ya da kuruluş yoktur diyebiliriz. Aile içinde kadın erkek arasındaki her tartışmayı karakollarda güvenlik güçleriyle, adliyelerde yargıçlarla çözmeye çalıştıkça, aile kurumu parçalanmaktadır. Aile içindeki sorunların, aslında ruhsal sorunlar olduğu gözden kaçırılmaktadır. Aile Sağlığı Merkezlerinde psikologlar da görevlendirilirse, kadınlar eşleri ile sorun yaşadıklarında öncelikle bu merkezlerden destek alabilirler. Kadına şiddet sorunu kangren haline geldikten sonra, karakoldan ve adliyeden destek almak yerine, daha büyük bir çözümsüzlüğe dönüşmeden önce Aile Sağlığı Merkezlerinde psikolojik destekle aşılmaya çalışılabilir. Aile kurumu çöktükçe toplumsal yaralarımız daha da derinleşecektir. Aile içinde kadının ve erkeğin rolleri değiştikçe, toplumumuzda zamanla eşcinsel sayısı da artacaktır. Eşcinsellik bireyin değil bireyin yetiştiği ailenin hastalığının dışavurumudur. Eşcinsellik bir aile hastalığıdır. Batı'da eşcinsel lobilerinin güçlü ve planlı çalışmaları sonucunda eşcinsel evlilik yasalarının çıkması ve eşcinsel birlikteliklerin artması, Batı'da ailenin çöktüğünün bir göstergesidir. Batı'da çoktan çöken aile, Doğu'da da artan bir hızla çökmektedir.
  • Hüseyin KAÇIN
    1 ay önce
    Koronavirüslü günler bugün yarın bittiğinde, Türk Milleti kadına şiddeti çözmek adına; bilimselliği olmayan “Toplumsal Cinsiyete Eşitliği” zırvalıklarına son vermek zorunda kalacaktır. Koronavirüs sayesinde mecburen evde kaldık ama ister istemez aile olmak zorunda kaldık. Amerika ve Avrupa’nın da sağlık alanında bilimsel ve teknolojik olarak çöküşlerini ya da sarsılmışlıklarını gördükçe, kendi bilim ve teknoloji yani aslında medeniyet köklerimizin imkanlarının gücünü de ister istemez idrak etmeye başladık sanırım. Evde kaldıkça, anladıkça; gördük ki aile demek medeniyetin temeli demekmiş aslında. Tanzimat’tan bu yana bitmeyen Batılılaşma serüvenimizin dayatmalarıyla, milli ve manevi değerlerimizi yitirdiğimiz oranda Müslümanlık ve Türklük bilincimiz büyük yaralar aldıkça, aile kurumumuz da çökmenin eşiğine gelmiştir. Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu’nda bulunan “bilim insanlarımızın” değil, kadınıyla erkeğiyle “bilim adamlarımızın” yerinde kararları ile salgını büyük oranda önlemeyi başarmıştır. Bu sürecin sonunda hiçbir şey eskisi gibi olmayacağı için, Sayın Cumhurbaşkanımızın da Ev’de kalmayı başaran Aile’mizin dinamiklerinin ve bağlarının güçlenmesine yönelik yeni çalışmalar başlatacağını umuyoruz. Sağlıklı ailelerde, mutlu karı koca ilişkileri yaşandıkça bilinçli çocuklar yetişir. Bilinçli çocuklar büyüdüklerinde kişilikli gençler olarak Güçlü ve Büyük Türkiye Rüyasının temellerini birlikte inşa edeceklerdir. Necip Fazıl’ın Büyük Doğusu, Sezai Karakoç’un Diriliş Neslinin Amentüsü, Mehmet Kaplan’ın Büyük Türkiye Rüyası ve Nurettin Topçu’nun Yarınki Türkiyesi…
  • Hüseyin KAÇIN
    1 ay önce
    Ailemizin kurtuluşu; Allah’ın kitabı Kurân-ı Kerim’in ve Peygamberin sünnetinin kurtuluşudur. Psikolog Hüseyin Kaçın " BDP'nin oy oranı % 7-8 olduğunu düşünürsek; güneydoğu (kürt) sorunu çözümlendiğinde takdirde; Türkiye'nin gündemini işgal edecek yeni konu " eşcinsellik sorunu " olacaktır. Türkiye'de eşcinsel-lezbiyen birey sayısı % 5-10 arasındadır. " (18 Nisan 2013) Öngörü: Benim öngörüm en yakın zamanda "eşcinsel evlilikler" talebiyle toplum karşılaşacak daha sonra bu kabul edildiğinde "eşcinsellerin evlat edinme hakkı" talebi söz konusu olacaktır. (25 Mart 2011) Vurun kahpeye, vurun abalıya, vurun eşcinsellere ama vurduğunuz oranda bilmediğiniz çok şey var. Eşcinselliğin dini, dili, ırkı, yaşı yoktur. Eşcinsellik, bir yönüyle dinsizlik demekse başka bir açıdan da dindarlık demektir. Dindar ailelerin içinde de artık eşcinsel, biseksüel, deist, ateist çocuklar yetişmektedir. Beş vakit namazını kılan ama eşcinsel ilişkilerini de sürdüren bir nesil artık kendini göstermeye başlamı
  • Hasan ÜÇER
    1 ay önce
    Nafaka düzenlemesi hakkında ne düşünüyor Çiğdem hanım