11288,05%-0,71
41,10% 0,23
47,98% -0,04
4562,43% 1,19
7244,37% 0,74
1984, Yoksa 2011?
1984 George Orwell’in ünlü distopya romanıdır. Bazı benzerliklerin ütopik bağlamda abartılış biçimde yeni dünyada tanıtılmasıdır Orwell’in kaleminden. Aynı isimdeki 1984 filmi ise, Michael Radford’un başarılı bir uyarlaması.
Film, özellikle 1984 yılında çekilmiş bir uyarlama. Yönetim şekillerinin çelişikliklerine dayalı konusu, arkada görünmeyen hikayeyi aslında nasıl da yaşayıp unuttuğumuzu ya da uyutulduğumuzu anlatıyor.
Her an sizi her yerde izleyen tele ekranlar, düşünce polisleri, işkence, tarihsizleştirme ve yeni dil ile adeta bir beyin yıkamanın öyküsü 1984.
Bizim dünyamızda, tele ekranlar yok elbet, ama karşılığında bulunmaz eşdeğerlikler yok değil. Doğrusu benim aklıma hemen güvenlik kameraları ve sosyal medya geliyor. Bulunduğumuz uzamlarda güvenlik kameraları bizi her an izlemekte. Kullandığımız sosyal medya kanallarıyla da biz kendimizi izletmekteyiz. Bunu salt kötü bir şey olarak tanımladığım düşünülmesin. Ama artısıyla eksisiyle sosyal medya ve güvenlik kameraları 2011 yılının bizim dünyamızın formuna sahip tele ekranlar.
İşkenceler ile beyin yıkama sürecinin “eşittir” kısmına varıyor hikaye. “Sizin için sizinle beyninizi programlıyoruz.” modunda, “İki artı iki tabi ki beştir, ama ben istersem 3 de olur, ama bunlar senin için.” dayatması sunuluyor izleyiciye. “ Gerçek benim, hepsi senin için. İşime gelmezse, gerçeği tekrar yazarım.” felsefesiyle ilerleyen film, tarihsizleşitrme ile oluşturduğu yalan dünya kalıbıyla robotlaşmış insanların kalıplarını çıkarıyor. Onlara kendilerini ifade etmesinler diye özet bir dil icat ediyor bu sistem. Ötekileri dışlıyor, robotlaştıramadığı herkesi dışlıyor. Büyük kardeş, (baş karakter, her yerden resimleriyle gözetleyen) varlığının kesinsizliğine rağmen bir insanın varlığından daha çok beden bulduğu bir karakter.
Film kitaba oldukça bağlı kalmış bir uyarlama. Ama kitabı okumayanlar için hızlı geçişlerden dolayı anlam açısından biraz eksiklik oluşabilir. Siyaset bilimine ilgi duyanların mutlaka izlemesi gereken bir film olarak düşünüyorum. Hatta arkasından Cesur Yeni Dünya’nın okunması, olayları okumada derin bir bakış açısı kazandırma açısından puzzle’ın bir diğer parçası. Zaten distopya hikayelerden hoşlanıyorsanız, bu filme bayılacağınız kesin. Distopik bir siyah film…
Merve Gonca Sağır
Siyah Perde