16720,34%2,29
43,58% -0,03
51,99% 0,79
7118,61% 2,53
11665,04% -0,82
‘Açılım Komedisi' eğitimi de kirletiyor!
Atatürk: "Türkiye halkı, ırki veya dini ve kültürel yönden birleşmiş, bir diğerine karşı karşılıklı hürmet ve fedakârlık hisleriyle doludur ve kaderi, geleceği ve çıkarları ortak olan toplumdur" demiştir.
Atatürk'ün bu anlatımıyla,
I. Kültürel zenginlikleri paylaşan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı
II. İnsani değerleri temel alan Atatürk Milliyetçiliği
III. Toplunu birlik ve beraberlik ruhuyla bütünleştiği durumlarından hangilerini kastettiği savunulabilir?
Aylarca tartışılan "Kürt Açılımı"nın yansıması bu yıl YGS'de de görüldü. Atatürk'ün 1922 tarihli konuşmasından alıntı yapılan soruda "Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı" tanımı kullanıldı.
Devlet kendi içinde fikir ayrılıklarına düştüğü anlarda halka en az zarar verecek tedbirler geliştirmeli ve bunları kısmi bir gizlilik içerisinde yürütmelidir. Devletin kararsız ya da karamsar olduğunu fark eden halk daha da büyük reaksiyon gösterecektir. Devlet yönetme sorumluluğuna sahip kimseler, açıklamalarında ya da görüşmelerinde bu hususlara dikkat etmelidir.
Ne yazık ki yaklaşık bir yıldır ateşli bir şekilde devam eden Açılım gösterisi hala devam ediyor. Bu olayla ilgili yukarıda bahsettiğim hususlara uyulmadığı açıkça ortada. Fikirler, bilinçli olarak medyaya sunuluyor ve öncelikle mecliste bile görüşülmeden gazetelerde yandaş medyanın propaganda sayfalarına doluveriyor. Bu ne kadar devlet etiğine uygundur birilerinin düşünmesi gerekir bence.
Bu hareketlerin bilinçli yapıldığının en somut kanıtlarından biri de bu seneki YGS'de sorulan bir tarih sorusudur. Bu zamana kadar millet olmayı başarmış ya da bu mücadele içinde olan halkımız yaklaşık bir yıldır uygulanmaya çalışılan etnik ayrıştırma politikası yüzünden açıkça saldırı altındadır. Yapılanlara masumca Demokratik Açılım adını takanlar rahat uyuyabiliyorlar mı merak ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı ibaresi etik ve tarihi açıdan yanlış olmakla birlikte dikkat edilirse anayasaya da aykırı bir durum teşkil eder.
‘‘MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.'' Anayasamızda yazan bu ibare herhangi bir ayrım unsurunu devlete karşı sorumlu ya da yüce bir nitelik olarak belirtmemektedir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün sözlerini sınavda kullanarak kendi politikalarını benimsetmeye çalışan çaresiz kimseler öncelikle sözünü kullandıkları kişinin hayatını ve fikirlerini benimsemeye çalışırlarsa, kendileri ve ülkemiz açısından bir şeyler düzelmeye başlar belki. Ama kırmızı, mavi, beyazlı ağabeyleri onlara izin verir mi o da ayrı konu.
Geçtiğimiz Pazar, ülke çapında yapılan Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nın ilk kaybedeni ne yazık ki soruları hazırlayan zihniyet oldu. Eksi net yapacak olan öğrenciler bile sonuncu olamayacak bu sefer çünkü sıralamanın en altında kocaman bir ampul var...