14991,40%0,51
43,14% 0,10
50,34% 0,08
6377,90% 0,18
10268,60% 0,00
Adalet Bakanı Edirne’deydi
AK Parti Edirne 4. İl Olağan Kongresi'ne katılmak üzere Edirne'ye gelen Adalet Bakanı Sadullah Ergin'i, Edirne Valisi Gökhan Sözer, protokol üyeleri ve partilileri kentin girişinde karşıladı. Ergin, daha sonra yeni hizmete açılan Edirne Adalet Sarayı'nı gezdi, bina hakkında Edirne Cumhuriyet Başsavcısı Uğur Yiğitbilek'ten bilgi aldı. İncelemelerinin ardından bir otelde kısa süre dinlenen Ergin, burada gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
'Suriye'den yoğun bir göç var. Uluslararası kamuoyunda sanki Türkiye müdahale etsin beklentisi oluştu. Bu konudaki öncelikler nelerdir.' sorusu üzerine Bakan Ergin, Türkiye'nin Suriye politikalarının hep insan odaklı olduğunu söyledi. Suriye'de bir insanlık dramı yaşandığına vurgulayan Ergin, 'Türkiye'nin Suriye politikası hep, insan merkezli, insan odaklı oldu. Suriye'deki yönetim yeni bir yönetim değil, AK Parti'nin iş başına geldiğinde de Suriye'de aynı lider ve aynı yönetim anlayışı vardı. O dönem içerisinde bütün dünya Suriye'yi tecrit etmeye çalışırken, Türkiye Suriye'nin yanında durdu, Suriye'nin adeta dünyaya açılan nefes borusu oldu' diye konuştu.
Suriye'deki yöneticilerle herhangi bir sorunlarının olmadığını ifade eden Ergin, şöyle devam etti;
'Son bir yıldır yaşanan insanlık dramı, vahşet, katliama varan uygulamalar elbette bizi rahatsız ediyor. Suriye'ye komşuyuz, akrabalık bağlarımız var. Özellikle kendi seçim bölgemde sınır bölgede köylerde yaşayan Hataylılar genelde akraba. Türkiye'nin şu anki duruşu insan hakları ihlallerine dönüktür, insanlığa karşı işlenen suçlara dönüktür. Türkiye, Suriye'deki insanlık suçunun sona ermesi, akan kanın durması, gözyaşının dinmesi noktasında inisiyatif almaya çalışıyor. Türkiye kimsenin hareketlendirmesiyle yola düşecek, onların istediği yönde hareket edecek bir ülke değil. Ama Türkiye bu yanı başındaki bu insanlık dramına duyarsız kalamaz. Bu anlamda Suriye'deki tahribat büyümeden, daha fazla acı, gözyaşı kan akmadan, nasıl sonlandırılır bu acılar bunun gayreti içerisinde. İş bu noktaya gelmezden önce Türkiye'nin çok önemli gayretleri oldu, Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız müteaddit defalar Suriye yönetimiyle ortak çalışma arzusunu ortaya koydu. Ama maalesef bu gayretlerimiz sonuç vermedi. Bugünler gelmesin diye geçmiş dönemde Türkiye'nin gayretleri olmuştu. Maalesef Suriye yönetimi bugünleri öngöremedi. Umarım bundan sonra yaşanacakları öngörür muhtemel acıları önleyici adımlar atılır'
Adalet Bakanı Ergin 'tampon bölge iddialarına ilişkin' soruya da 'Şu anda bunları konuşmak yarar getirmez, inşallah ihtiyaç olmaz, gerek kalmaz. Yaşanan dram, acı daha da büyür ise önümüzdeki günler ne getirecek bilemeyiz' cevabını verdi.
Edirne AK Parti Kongresine de katıldı
Daha sonra Mimar Sinan Kapalı Spor Salonu'nda gerçekleştirilen AK Parti Edirne İl Başkanlığı 4'üncü olağan kongresine katılan Adalet Bakanı Sadullah Ergin; Burada partililere yaptığı konuşmada; AK Parti'nin 10 yıllık iktidar sürecini anlattı. Adalet hizmetlerinde 2002 yılı ile mukayese edilmeyecek bir noktaya gelindiğini belirten Adalet Bakanı Sadullah Ergin, '145 adet yeni adalet sarayı hizmete girdi. Cezaevlerinde önemli değişim ve dönüşüm süreci başladı. Şartları müsait olmayan 207 cezaevini kapattık. Bunun yerine daha modern, insanca infazın yapılabileceği ceza infaz kurumları oluşturmaya başladık. Önümüzdeki dönemde 197 ceza infaz kurumunu daha kapatacağız ve daha modern tesislerle ceza infaz vermeye devam edeceğiz. Bu milleti uzun senelerdir özlemle beklediği güven veren adalete ulaşabilmek için yargı reformunu harekete geçirdik ve yargıyı hızlandırma paketleriyle adliye kapılarında hak ve adalet arayan vatandaşlarımızın çilesini bitirmek için çok önemli adımlar atıldı. İki tane yargıyı hızlandırma paketini yasalaştırdık. Üçüncüsü meclis adalet komisyonunda görüşülüyor.' dedi.
Bakan Ergin sözlerini şöyle sürdürdü; 'Yargıtay'ımızın ve Danıştay’ımızın kapasitesini yükselttik ve davalar artık yıllarca Yargıtay'da ve Danıştay'da beklemeyecek. 2 sene sonra sadece 2 sene sonra temyizde dâhil olmak üzere vatandaşımızın en geç 12 ay içinde hakkına kavuşacak ve beklediği adaletle buluşacak inşallah.'
Siyasete yapılan darbelerden de bahseden bakan Ergin, 'Türk siyasi tarihi dediğimizde aklımıza kesintisiz bir tarih gelmiyor. Tarihçiler, Türkiye'nin siyasi tarihinden bahsederken darbeler arası siyaset tarihi, müdahaleler arası tarih diye bahsediyorlar. 1950 seçimlerinden sonra çok partili dönem başladı. 10 yıl devam edebildi. 27 Mayıs 1960 askeri müdahale ve rahmetli Menderes ve arkadaşları hükümetten indirildi ve Menderes ile iki arkadaşı idam edildi. Yıl 1971 12 Mart askeri müdahalesi sonrası hükümet değiştirildi ve karma hükümet oluşturuldu. 12 Eylül 1980 yeni bir askeri müdahale. 28 Şubat 1997 post modern müdahale ve 27 Nisan 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde e-muhtıra. Bunları peş peşe koyduğunuzda şöyle bir tablo geliyor önümüze. Türkiye çok partili siyasi hayatta geçtikten sonra her 8 ve 10 yılda bir darbe ve muhtıralarla bu güne kadar ulaştı. 21. yüzyılda Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakereleri yürüten bir ülkede 8-10 yılda bir bu müdahaleler yakışmıyordu. Türkiye yoluna bu şekilde devam edemezdi. Dünyada acımasız bir yarış ve rekabet var. Bu yarış ve rekabet ortamında demokrasisi askıya alınan, parlamentosu kapatılan, siyaset kurumları kapatılan bir ülke olarak anılamazdı Türkiye. Bu noktada 2002'den sonra başlayan Kopenhag siyasi kriterlerini karşılama çalışmaları önemli bir noktaya geldi. Ama bu müdahaleci anlayış bir kırılma noktasından itibaren tarihe karışmaya başladı. Hatırlarsanız o tarihte 27 Nisan 2007 günlerden Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Buranın altını çiziyorum. Şu an mevcut Cumhurbaşkanımız Sayın Gül, Cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan etmeye hazırlanırken 27 Nisan bildirisi elektronik ortamda yayınlandı. Şunu söylüyordu. 'Sayın Gül kesinlikle aday olmasın, aday olursa karışmayız ha' üslubunda bir bildiriydi. Türk siyasetinin geçmişini bilen, geçmişi tahlil edenler bu bildiriden sonra şöyle bir şey beklediler. Hükümet ya bu bildirinin gereğini yapacaktı, ya da şapkasını alıp gidecekti. Ama köprünün altından çok sular geçmişti. Hiçbir merciye ve merkeze herhangi bir borcu olmayan iktidar vardı. Bunu hesap edemediler ve 28 Nisan günü bir açıklama yayınlandı. Orada şu söylendi. 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Milletimiz adına bu yetki şuanda kurulu bulunan hükümete tebliğ edilmiştir. Bu bildiriye kaleme alanlar, bu hükümtin bu anlamda muhatabı değildir. Onlar hükümete bağlı olarak çalışan bürokratlardır, memurlardır ve muhattap almıyoruz' denildi. Arkasından seçim kararı alındı, arkasından Cumhurbaşkanının halkın seçmesi için anayasa değişikliği yapıldı. Ama bunları yapmadan önce biz parlamentoya gittik. Parlamentoda adayımızı cumhurbaşkanı seçtirmek için gerekli çalışmayı yaptık. Ancak o esnada ortaya çıkan 367 krizi oldu. Parlamentoda yapamadıkların, muhtıra ile elde edemediklerini yargıyı etkileme yolu ile elde etmeye çalıştılar ve 2007 yılında Cumhurbaşkanı seçtirtmediler. Bunun üzerine derhal seçim kararı alındı ve milletimize gittik. Sandıktan milletimiz bu sorunu çözecek sonucu ortaya koydu.'
Adalet Bakanı Sadullah Ergin. AK Parti iktidarının son 10 yılda yaptığı icraatların en önemlisi Türkiye'de demokrasinin bir daha askıya alınamayacağının anlaşılması olduğunu ifade ederek, 'Türkiye'de bir daha darbelerin yapılamayacağı, muhtıraların verilemeyeceğidir. Güçlü ayağı yere basan ve sürdürülebilir bir demokrasi oluşturma hizmetidir. Bu noktada attığımız adımlar belli bir mesafeye geldi ve daha bitmedi. Tamamlanması gereken reformlar var. Henüz revize edilmesi gereken yasalar var. Islah edilmesi gereken kurumsal yapılar var. Bütün bunlar tamamlanıncaya kadar bu sürecin demokratik iktidar yürüyüşünün devam etmesi lazım. Bu ülkede bir daha müdahale yaşanmasını istemiyorsak, seçmene ve Türkiye'ye sahip çıkıp, seçim sonucu ile ülkenin geleceğine sahip çıkacağız.' dedi.
Konuşmasının ardından bir lokantada Edirne tava ciğeri yiyen bakan Ergin, karayolu ile Edirne'den ayrıldı.