15801,42%0,81
43,35% 0,23
50,95% 0,05
6885,44% 0,71
11199,58% 2,34
ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİNDE YARGI GÖRÜŞLERİ
- Bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok, işçi temini söz konusu olur.
- Alt işverence işçinin iş sözleşmesinin ihale bitiminde feshi yönünde bir irade açıklamasının varlığı durumunda, fesih bildirimin karşı tarafa ulaşması ile iş sözleşmesi sona ereceğinden,
işçinin daha sonra yeni alt işveren yanında çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğindedir.
- İşçinin alt işverende geçen hizmet süresinin, -iş yeri devri ayrık olmak üzere- asıl işverene ait iş yerinde geçmiş olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
- Asıl işin bir bölümünün, alt işverene verilebilmesi için işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler ölçütü bir arada olmalıdır.
- İşçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında değişen alt işverenlere bağlı olarak ara vermeden çalışması halinde iş yeri devri kurallarına göre çözüme bağlanmalıdır.
- Son alt işveren iş yeri devri kurallarına göre devir anında doğmuş bulunan işçilik alacaklarından asıl işverenle birlikte sorumludur.
4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinde işveren, bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yada tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır.
O halde asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için ilk olarak mal veya hizmetin üretildiği bir iş yeri olan işverenin varlığı gerekir ki, asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilsin.
Alt işverenin başlangıçta bir iş yerinin olması şart değildir. Alt işveren, işveren sıfatının ilk defa asıl işverenden aldığı iş ve bu işin görüldüğü iş yeri nedeniyle kazanmış da olabilir.
Asıl işverene ait iş yerinde yürütülmekte olan mal veya hizmet üretimine ait yardımcı bir işin alt işverene bırakılması ile alt işveren açısından bağımsız bir iş yerinden söz edilip edilemeyeceği
sorunu öncelikle çözümlenmelidir. Zira asıl işveren ya da alt işverenin değişmesinin iş yeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti için iş yeri kavramının bu noktada açıklığa kavuşturulması gerekir.
İş yerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri, iş yeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı İş Kanunun 6. maddesinde, iş yerinin bir bütün olarak
veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt iş verence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü iş yerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesi kapsamında iş yeri devri niteliğindedir.
Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde iş yeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkan dahilindedir. Uygulamada iş yerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin de kararlaştırıldığı görülmektedir. Listede isimleri yer alan işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işverene geçtiği tartışmasızdir. Ancak isimleri bulunmayan ve başka bir
iş yerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir.
Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin iş yerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir.
Bu şekilde bir süreç alt işverenler arasında 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesi anlamında bir iş yeri devrinin kabulünü gerektirir. İş yeri devri olarak kabul etmediğimiz taktirde, her bir alt işverenin kendi dönemiyle ilgili olarak işçilik haklarından sorumluluğu söz konusu olacağından ve asıl işverenin sorumluluğu yasa gereği alt işverenin sorumluluğunu aşamayacağından hak kaybına neden olabilecektir.
O halde kıdem tazminatı açısından asıl işveren alt işveren ilişkisinin sona ermesinin ardından iş yerinden ayrılan alt işveren ile daha sonra aynı işi alan alt işveren arasında hukuki ya da fiili bir bağlantı olsun ya da olmasın kıdem tazminatı açısından önceki işverenin, devir tarihindeki ücret ve kendi dönemi ile sınırlı sorumluluğu, son alt işverenin ise tüm dönemden sorumluluğu kabul edilmelidir.