15594,65%0,33
43,27% 0,04
50,74% 0,69
6619,14% 1,90
10690,39% 1,61
Sözlerime Maliye Bakanı Sayın Şimşek’in 2012 Yılı Bütçe Sunuş konuşmasından bir alıntıyla başlamak istiyorum. Sayın Bakan, ekonomimizin en önemli sorunu olan cari açığı düşürmek için, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltması, katma değeri yüksek mal ve hizmet üretiminde yoğunlaşması gerekiyor dediler. Altı çizilen bu hususlara katılmamak mümkün değil. Ancak hükümet ve bakanlar tarafından doğru sözler sarf edilse de, gerçekleştirme konusunda aynı heyecan ve kararlılığı maalesef göremiyoruz.
Sayın Milletvekilleri; Dünya ham Bor Pazarı 1.5 milyar dolar iken, bor uç ürün, bor türevleri pazarı 100 milyar doları aşan devasa bir pazardır. Ülkemizin 2010 yılı Bor konsantresi ve kimyasalları satış hasılatı 647 milyon dolardır. Bunun %97’sini ihracat oluşturmaktadır. Yani, Bor madenimizin sadece %3’lük miktarını Türkiye içinde kullanıyoruz ve işliyoruz. Oysa, uç ürün üretebilsek, çok daha büyük bir miktarı yurtiçinde işleyerek pazar payımızı artırabiliriz.
Peki, uç ürün geliştirmesi hedeflenerek iyi niyetlerle, enerjide katma değeri yüksek mal ve hizmetlerin üretilmesini sağlamak üzere kurulan BOREN bugün kuruluş amacına uygun çalışabilmekte midir?
Sayın Milletvekilleri; BOREN’e ayrılan bütçe sadece 9.5 milyon TL dir. Bu bütçeyle 100 milyar dolarlık pazara yüksek teknoloji ürünleri geliştirmek mümkün olabilir mi?
Bu bütçeyle Türkiye, rafine bor ürünlerini ve bor kimyasallarını dışarı ihraç etmeye devam eder. BOREN, uç ürün çeşitliliğini arttıramaz.
Nasıl savunma sanayindeki Ar-Ge yatırımları sonucu dışa bağımlılığımız gün be gün azalıyor ise, başta hidrojen enerjisini üretmeye imkan verecek Bor ürünleriyle de bu başarıyı sürdürmemiz mümkündür. Bunun için de BOREN’e daha yüksek bütçeyle güç verme gereği vardır.
Eti Maden Genel Müdürlüğü, 2010 yılında hazineye yıllık karından 316 milyon lira senelik temettü aktarmıştır. Eti Maden’in bu yüksek karından BOREN’e ek kaynak oluşturulabilir.
Sayın Milletvekilleri;TAEK’le ilgili üzerinde durulması gereken en önemli konu ise, ülkemizin dışa bağımlılığını arttıracak olan nükleer enerji santrali konusudur. Halbuki Sayın Bakan, cari açığın makul ölçülere çekilmesi için enerjide dışa bağımlılığın azaltılması gerekli demişti.
Tükettiğimiz enerjinin;
2000 yılında %67’sini ithalatla karşılamışız, bu oranın 2010’da %72.4’e çıktığını görüyoruz.Sayın Milletvekilleri; Doğalgaz, petrol, kömür konusunda en çok bağımlı olduğumuz ülke RUSYA’dır.
Şimdi bir de nükleer santral ihalesinin Ruslara verilmesi, doğalgaz ve ithal kömüre dayalı yeni santrallerin devreye girmesiyle, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı %80’in üzerine çıkacak, Rus enerji kaynaklarına bağımlılığımız da %60’lardan %70’lere yükselecektir.
Enerjide, tek bir ülkeye bu boyuttaki bağımlılık, sadece ekonomizde değil dış politikamızda da bizleri zor duruma sokacaktır. Doğalgazda %80 oranda bağımlı olduğumuz Rusya ve İran, füze kalkanını tehdit olarak görmekte, Suriye ile mevcut gerginliklerde Suriye’nin yanında yer almaktadır. Sadece bu iki konu bile enerji temin güvenliğimizi tehdit etmeye yeterlidir.
Bugün Suriye’de Esad iktidarının gitmesi için olağan dışı çaba gösteren AKP hükümetinin bu politikası sonucunda, Rusya ve İran tarafından bilinçli oluşturulabilecek arızalar, doğal gaz ve kömür sevkiyatındaki olası engellemeler nedeniyle Türkiye ekonomisi büyük darbe alabilir, sanayii enerjisiz, halkımız karanlıkta ve soğukta kalabilir. Hükümet neye güvenmektedir? Böyle bir durumu nasıl göz ardı etmektedir?
Sayın Milletvekilleri;Ekonomimizde ve dış politikamızda önemli yeri olan enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmak için öncelikle,
öz kaynaklarımızın etkin kullanımına, temiz, yeşil, yenilenebilir enerjiye, yeni yakma teknolojilerine, enerjide verimliliğe, Ar-Ge’ye yönelik özel politikalar ve destekler üretme zorunluluğumuz vardır. Bu politikaları göz önünde bulundurmayan bütçeye olumlu oy vermemiz mümkün değildir.Yüce Meclisi tekrar saygıyla selamlıyorum.