16074,37%0,38
44,07% 0,18
51,23% 0,10
7247,94% 0,94
11873,13% 0,00
ETKİN VE HIZLI OKUMA
Etkin ve Hızlı Okuma; bu cümlede öğrencileri cezp etmeyen kelime okuma; Hele bir de yanına "Hızlı Okuma" dediğimizde öğrencilerimden bir "Offf" duyuyorum.
Okuma kelimesinden milletçe hoşlanmıyoruz. Bizim için okuma boş zamanlarda yapılan bir aktiviteden ibarettir. E boş zamanımız olmadığına göre o zaman kitap okumaya gerekte yoktur. Boş zaman olsa da o boş zamanı dolduracak internet, müzik, spor, gezme arkadaşlarla buluşma gibi acil işlerimiz olduğu için okumaya bir türlü fırsatımız ve zamanımız olmaz. Yoldan geçen herhangi birine " en son ne zaman kitap okudun " diye sorsak eminim okul yıllarında Türkçe Öğretmenlerinin verdiği ders geçmek için okuduğu kitaplardan sonra bir daha elini sürmememiştir kitaplara. Hatta Gazetelerdeki köşe yazarlarından 3 tane isim söyleyecek 5 kişiyi bulamazsınız.
Öğrencilerime Etkin ve Hızlı Okumanın önemini anlattığımda gelen tepkiler ise çoğunlukla "Hocam çözmemiz gereken onca soru test varken okumaya zaman mı ayıracağız" ya da " Ben yeteri kadar hızlı okuyorum" cümleleri. Bunları öğrencilerden duymaya alıştım ama en acısı ise ailelerin hatta ne yazık ki öğretmenlerin dahi Etkin ve Hızlı Okumanın önemini henüz tam olarak kavramamış olmaları
En büyük yanılgıda Hızlı okumayı sanki arkamızdan at koşturur gibi kelimeleri atlayarak yarım yamalak okuma zannediyor çoğu kişi. Oysaki hızlı okuma yetişkin bireyin okuması gereken okuma hızı anlamına gelir. Şöyle söylersek daha açıklayıcı olacaktır; Normalde 17 yaşı ve üzerindeki bireylerin Dakikada en az 300 kelime okuması gerekirken maalesef bizim insanımız dakikada 150 kelimeyi zor okuyor. O yüzden de okuduğunu anlamıyor anlasa bile alt satıra geldiğinde üstte okuduğunu unutuyor. İşte o yüzden Hızlı okuma diyoruz.
Ama bu seneki ÖSS sorularından sonra okumanın ne denli önemli olduğunun biraz da olsa farkına varıldığını gözlemliyorum ki buda beni çok mutlu ediyor.
ÖSS sınavından çıkan öğrencilerin üstelik sözel öğrencilerin " Hocam paragraflar çok uzundu defalarca okumak zorunda kaldım. Sonra vaktim yetmeyecek diye paniğe kapıldım. Moral bozuklundan dikkatim dağıldı matematik sorularını da çözemedim" diye gözyaşlarına boğulması beni derinden etkiledi. Bir yıl boyunca verilen emek okuma ve okuduğunu anlamaya gereken önemi vermedikleri için ziyan olmuştu.
Demek ki artık ÖSYM okuyan, okuduğunu anlayan bir nesil istiyor ve ayırt edici olarak da bu özellikte sorular hazırlıyor. Daha önceden "Hızlı okuyun ki sayısala daha fazla zamanınız kalsın" derdik. Ama artık "Etkin ve Hızlı okuyun artık sınavlarda hızlı okuyan ve okuduğunu anlayan öğrenciler başarılı oluyor" diyebiliyoruz. Bunu bir gazetede dile getiren ÖSYM Başkanı Sayın Prof. Dr. Yarımağan şöyle söylüyor; " Soru zor olsa bile bildiğiniz konulardaki sorular kolay gelir. Bizim sorularımız arasında bir kısım sorular var ki genel kültüre, okuduğunu anlamaya dayalı. Örneğin Türkçe soruları. Belki imla soruları hariç, herkes çözebilir özel bir bilgi gerekmiyor. Sokaktaki bir insana bu soruları sorarsanız, bazı fizik sorularını bile bilebilir. Soruların bir kısmı okumaya anlamaya dayalı sorular. Edebiyat soruları günlük hayatta bilinebilecek sorular."
İşte yılardır anlatmaya çalıştığımızın tam olarak özetini Sayın Yarımağan yaptı. Arkadaşlar; sayısal sorular tabii ki önemli ama onları çözmek için bile okumanız gerekir.
Burada yeri gelmişken bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim.
Branşı Matematik olan bir Öğretmen arkadaşım kendisine gelen öğrenciye ders anlatırken bakıyor ki öğrenci soruları yanlış okuyor veya okuduğunda sorunun ne istediğini tam anlayamıyor. Beni arayarak öğrencinin durumunu anlattı ve bir şey yapılıp yapılamayacağını sordu. Öğrenciye ben, önce Doğru Okuma Tekniklerini sonrada Okuduğunu Anlama Yöntemlerini gösterdikten sonra Matematik dersi vermeye başladı. Sonuç; tabii ki Mükemmel.
Başta Öğretmenlerin sonra da veli ve Öğrencilerin okumanın öneminin kavrandığı kültürlü bir toplumla başarılı yarınlar dileğiyle........ Esra Selvi Final Dergisi Dershanesi Rehber Öğretmeni