14155,46%0,76
42,69% 0,23
50,15% 0,06
5897,70% 0,71
9533,17% 2,62
GÜĞÜMGÜLER;KAKAVA(HIDIRELLEZ)ŞENLİKLERİNE
BİNLERCE MİSAFİR GELECEK...
Edirne Kakava Şenlikleri Araştırma Ve Geliştirme Derneği Başkanı Erdem Güyümgüler gazetemize yaptığı ziyarette; bu yıl ki kakava şenliklerine ülkemizin her yerinden turistler geleceğini söyledi. Erdem Güyümgüler; geçtiğimiz Pazar günü Hürriyet gazetesi Pazar ekine verdikleri mülakatın üç sayfa yayınlandığını ve bu yayının ülkemiz genelinde çok büyük ilgi gördüğünü, bu nedenle 5-6 Mayıs tarihlerinde Edirne'mizin turist akınına uğrayacağını iddia etti. Edirnelileri kakava şenliklerine davet eden Erdem Güyümgüler bundan böyle her yıl; 5-6 Mayıs tarihlerini Uluslar Arası Hıdrellez Ve Kakava Kültür Festivali olarak kutlayacaklarını söyledi.
Roman kültürünün bereket sembolü olan KAKAVA Türk dünyasında önemli günlerden sayılan Hızır ve İlyas peygamberlerin bir gül ağacının dibinde buluştukları inancının Romanlardaki yansıması sayılabilir. Romanlar için bir yıl boyunca sabırsızlıkla beklenen ve büyük hazırlıklar yapılarak kutlanan en önemli günlerden biri olarak kabul edilen Kakavanın kelime anlamı;"kokulu hava ya da kahkaha- gülmece, eğlence"dir. Romanlar için bereket ve bolluk anlamına gelen Kakava günü (hıdrellez) romanların hayatı eğlence, ateş ve su ile kutsadıkları bir gündür.
Edirne Romanları Kakava öncesi; evlerini temizler, halı ve kilimlerini yıkarlar, evlerini boyar, badana yaparlar, karınca yuvalarından aldıkları toprak kırıntılarını bereket için cüzdanlarına koyarlar ve varsa nazar çıksın diye evlerine ısırgan otu asarlar.5 Mayıs akşamüzeri yol ağızlarına yaktıkları ateşin üzerinden üç kez atlamayı uğur sayan romanlar; çeşitli eğlenceler düzenler ve gece gül fidanlarının dibine dilekler adarlar. Ev isteyenler kiremitten yaptıkları evi adak sayarlar. 6 Mayıs sabahı güneşin doğuşu ile kalkan roman kızları en güzel giysilerini ve gelinliklerini giyer at arabaları ile Tunca nehri kenarına gidip hastalıklardan ve miskinliklerden arınmak için ellerini yüzlerini yıkayıp çimenlerin üzerinde yatarlar. Daha sonra canlılık ve bereketin simgesi olan ağaçların dalları kopartıp evlerinin kapılarına asarlar.