11288,054788%-0,71
41,10% 0,23
47,98% -0,04
4562,43% 1,19
7244,37% 0,74
İPSALA’NIN ERKEN GÜNLERİ
Sevgili Başkan, sevgili dostlar. Tarih kokan havasında binlerce yılın kokusunu taşıyan bir ilçede İpsala’da olmak benim için büyük mutluluk. Sizlerle birlikte olmak benim için büyük bir onur. Burası tarihin kalbinin attığı yerlerden biridir. Daha Trakya’da hiçbir kent yokken İpsala vardı. Odris krallarının kutsal kenti, Odris krallarının büyük fütuhat merkezi ve Trakya’nın gerçek kalbiydi İpsala. Bundan 2500 yıl önce İpsala’da bulunan kale ve yerleşme çevrede tek başına ayakta duruyordu. Ama 2500 yıl gerçekten İpsala için geç. Tarih kitapları yazmıyor, sayfalar almıyor; ama arazilerin üzerinde, kayaların üzerinde bulunan tarihin en büyük kanıtı olan arkeolojik buluntular bizi çok daha eski tarihlere götürüyor. Geçen yıl yapmış olduğum bir konuşmada İpsala sınırları içinde bulunan sekiz bin yıllık bir tapınaktan bahsetmiştim. Koyuntepe Köyü’nün yanındaki Hora Tepe ve Ortataştepe. Ama çok enteresan bir olay oldu. 2 hafta kadar önce Keşan sınırları içinde yapmış olduğumuz araştırmalar sırasında Beğendik Köyü’ne ulaştık ve Beğendik Köyü’nün hemen yanı başındaki kaleye gittik. Ama yaptığımız araştırmalar Beğendik’in de esasında bu arkeolojik alanının Keşan’ın değil İpsala’nın sınırları içinde kaldığını bize gösterdi. Ortataştepe 8000 yıllık bir tapınak ve şu anda Beğendik’te en aşağı 5000 yıl öncesine giden bir başka tapınak karşımıza çıktı. Ama ne çare ikinci tapınaktaki gibi taş ocağı faaliyetleri içindeydi. İkinci tapınak birinci tapınaktan da kötü durumdaydı. 5000 yıl ve 8000 yıl bizim Trakya’da bulduğumuz erken sayılır, erken tarihler. Ama Trakya sadece 8000 yıl değil Trakya’da yedi yüz elli bin yıl öncesinde insansıların varlığını gösteren yerler var. Trakya bir büyük tarih ilçesi ve hangi noktasına ayağınızı basarsanız basın her an karşınızda bir sürprizle karşılaşmanız mümkündür. İnsanlık tarihinin silinmez izleri karşınıza çıkıyordur. İşte İpsala’da böyle noktalardan biridir. En eski kentlerden biri, en eski kalelerden biri. Odris kralı Hebrizelmis’in başkenti, Odris kralı büyük Kotis’in başkenti ve tabi ki Kotis ‘ten sonra gelen Kersepleptes’in başkenti. Günümüzden 2500 yıl önce İpsala’da Kypsela başlığını taşıyan paralar basılıyordu. Bu üç kral kendi hâkimiyetlerini ve dünya hâkimiyetlerini gösteren belgelerini bırakmıştır. Neredeydi kentleri, kentleri yakınımızda. Biraz baktığımız zaman bu kalenin yerini bulmak mümkün ve hala daha İpsala’da her gelişimde Odris krallarının ben soluğunu hissediyorum. İpsala benim için Trakya’daki bir Odris kenti. Pek çok kenti dolaştım. Diğer kabilelerin şeflerinin merkezi olan yerleri buldum ama İpsala gerçekten bir imparatorluk başkenti. Bu ihtişamını bütün tarihsel geçmişinin izleri altında hala saklıyor. İpsala’nın öyküsü Gelibolu Yarımadasındaki yunan koloni kentleriyle yapılan savaşlarla başlar. Önce Hebrizelmis Atina koloni kentlerine doğru bir harekete başlar ve ardından Kotis İpsala’dan yola çıkarak bütün Gelibolu yarımadasını ele geçirir. Ardından bütün Trakya’daki başarıları büyüktür Kotis’in. Kotis’in karşısında o çağın hiçbir güçlü devleti bulunamamıştır ve Kotis’in başkenti İpsala’dır. Ve Kotis uzun bir krallık dönemi sonunda iki tane Atinalı tarafından öldürülecektir. Ve karşımıza çıkan tarihsel bilgiler Kotis’in mezarının nerede olduğunu bize söylemiyor. Evet, bugün Bulgaristan sınırları içinde Yunanistan sınırları içinde kalan birçok kraliyet tümülüsü var Odrisler ‘in. Ama bunlardan hiçbirisi Kotis’i işaret etmiyor. Trak krallarının yönettikleri bölgelerinde başkentlerinin yakınlarında gömüldüklerini biliyoruz. Bunun gerçeğini bize zaman gösterecektir. Ama İpsala çevresinde gerçekten çok büyük Tümülüsler var. Büyük Tümülüs alanları var. Belki de bunlardan birinde bir gün Kotis’in kalıntıları karşımıza çıkacak. Ama sadece Kotis ve Kersepleptes değil İpsala tarihe adını kazımış bir kent. Daha sonraki süreçlerde Kaeniler olarak bildiğimiz kabilelerle ve Odrisler arasında yapılan savaşlarda, Makedonya savaşlarında Romalılarla yapılan mücadelelerde biz İpsala’yı her zaman görüyoruz. Hatta bu savaşlardan birinde Traklar adına savaşan Atinalı bir generalin Makedonya ordularını İpsala önlerinde yok ettiğini de görüyoruz. Savaşlar İpsala önlerinde çok olmuştur. Keşan önlerinde de çok olmuştur. Ve bu savaşların her biri Trakya tarihine kazınmış savaşlardır. İpsala güçlü bir kaledir. M.Ö. 2. Yüzyıl içlerinde dağılan Helenistik imparatorluğunun Makedonya imparatorluğunun kalıntılarını sahiplenen generaller arasında yapılan savaşlarda özellikle Selavkos kralı Antiagos’un Trakya seferinin hedef noktasıdır İpsala.