11284,30%0,41
42,60% 0,03
49,62% 0,15
5748,84% -0,32
9285,20% 0,05
Kim doldurabilir Nadi hocanın yerini?
Bazı insanlar vardır diğerlerinden farklıdırlar. Onları anlamak ve anlatmak zordur. Onlar yaptıkları işi yaşar ve yaşatırlar. İşlerinin ehilleridirler. Ustadırlar USTA… El alırlar, el verirler ama nam vermezler, veremezler… Nam onlarındır; bu Allah vergisidir ve kişiye mahsustur. Bu hep böyle olmuştur; onlardan önce ve onlardan sonra olarak tarih yazılır.
Onların farklı bir üslubu, farklı bir sitili, farklı bir tarzı vardır. O farklılıktır onları diğerlerinden ayıran…(Şimdi üslup, sitil ve tarz aynı anlama geliyor diyenler sesleniyorum; üslubu; hitabı için, stili; giyim kuşamı için, tarzı da; yaşantısı için kullandım; anlatacağım usta için… )Onlar yazardırlar, yönetmendirler, ressamdırlar, filozofturlar, askerdirler, doktordurlar, şairdirler, ozandırlar, hocadırlar, hikâyecidirler… Evet, evet hikâyecidirler tıpkı onun gibi. Size öyle bir anlatırlar ki anlattıklarını; siz dinlemez yaşarsınız adeta o hikâyenin içersinde, ya bir çalının arkasında, ya da bir çimenin ortasında…
İşte böyle bir ustadır Nadi Ersoy Hoca…71 yıllık ömrünün tam 41 yılını muhteşem Selimiye’de geçirmiş. Uzun beyaz saçları kadar beyaz takım elbisesi ve hiç çıkartmadığı siyah gözlükleriyle onu Selimiye içersinde gördünüz mü biliniz ki Selimiye’nin her taşı az sonra dile gelip size kendini anlatmaya başlayacaktır onun dilinden…
Saygıda asalet… Sevgide şefkat vardır. Hoşgörüde hürmet… Susmakta hikmet vardır. Dostlukta ise minnet vardır minnet... Diyor ve ben bu felsefe ile yaşarım diye ekliyor Nadi Ersoy Hoca. Nadi hocayı, 21 yıldır kullandığı yarış bisikletiyle gördüğünüzde, sakın aklınıza bu yaşta bu enerjiyi nereden buluyor diye bir soru gelmesin! Size;“Ben 41 yıl; müezzinlik, imamlık ve tanıtım görevlisi olarak Edirne Selimiye Camii'nde görev yaptım, 41 yıl o kutsal mekândan seslendim Allah hıma, benim ciğerlerimde dolaşan hava Selimiye’nin içersinden geliyor, birde ben gençliğimi ve dinçliğimi her gün bol bol yediğim Edirne peynirine borçluyum.”deyi verir.
“Hayatın hep içinde oldum… Dile kolay nerdeyse yarım asır dünyada insanoğlunun yaptığı en büyük kubbenin altında, muhteşem Selimiye’nin içinde yaşadım… Her gün yeni bir şeyler öğrenerek, keşfederek. Kendi sesime kulak verdim; çın, çın çınladı; büyük Usta Sinan’ı sözleri yankılandı hep kulaklarımda; ‘herkesin kalbinde doğru olanı eğri gören bir göz vardır!’ ne duyduysam onu anlattım soranlara.” derken gözleri doluyor.
Anlaşılan o ki; o Selimiye’ye hasret, biz kendimizden biliyoruz Selimiye de ona…
“Selimiye’yi onun sesinden dinlemediyseniz; Selimiye’yi gezmiş sayılmazsınız…” diyeceğiz ama o;
O kadar mütevazı ki; “ aman ha diyor aman vardır bir bildikleri!”
Kim ne biliyor bilmem ama Nadi hocanın sesinden mahrum etmeyin Selimiye’nin duvarlarını. O Selimiye’nin hikâyecisidir! Onun üslubuyla kim anlatabilir ki Selimiye’yi dinleyenlere; dinlediklerini yaşatarak?