11284,30%0,41
42,60% 0,03
49,62% 0,15
5748,84% -0,32
9285,20% 0,05
1 Mayıs 2012 de Emekçi Bayramının olduğu günde, saat 15 civarında A TV Televizyonunda Yeniden Başlayalım adında bir programda sözüm ona Sağlık Skandalı başlıklı bir program rezaleti vardı.
İlk başta fazla önemsemedim.
Münferit bir olay zannettim.
Programda; kocası kalp krizi geçirmiş bir bayan,112 yi aradığını ve eve tam 3 ambulans gelmesine rağmen eşinin vefat ettiğini söylüyor.
112 ve 2 özel sektör ambulansı daha.
Sözüm ona kendi aralarında hiçbir müdahale yapılmadan, hangi hastaneye kaldıralım diye tartışırlarken hastayı kaybediyorlar.
Programı can kulağıyla dinliyorum, bu konuda bir şikâyeti olmuş mu bayanın; savcılığa suç duyurusu ya da Sağlık Bakanlığı ya da Sağlık Müdürlüğüne bir şikâyet? Orasını anlayamadım.
Varsayalım ki bir şikayet var neden belirtilmiyor ya da şikayet yoksa,kameralar önünde bu yaşanan resmen bir kepazelik..Neden mi?
Çünkü ben konuşulanları teknik terimleri de dikkat ederek dinledikçe gerçekten çileden çıktım.
Israrla 0212 300 13 13 telefon numarasını arayarak canlı yayına bağlanmak istedim. Ne yazık ki, televizyonun telefonları kilitlenmiş.
Sonradan kıvırarak, bizim amacımız alın teriyle emek veren sağlık personelini karalamak değil diyor ama sen bir kere gazı verdin vatandaşa.
Cüneyt Arkın ya da Bruce Lee filmlerini seyrettikten sonra nasıl kapıları çocuklar tekmeler ya, aynen öyle yarım yamalak laflarla vatandaşın kafasını karıştırdıktan sonra, bu programı seyreden cahil vatandaş, der ki, yahu zaten bunları da boşuna öldürmüyorlar, dövmüyorlar. Baksana hak etmişler der.
Programda vefat eden adam, Tiroit hastası ve kullandığı ilaçlar onda ritim bozukluğu yani taşikardi yapıyor. Bayan yine anlattığına göre sürekli yaşanan müzmin bir olay bu... İlk defa başına gelmiyor.
Kocasının ritmi bozulunca olmadı taksi çağır. Hadi 3 tane ambulans geldi muhakkak birisi alır götürür.
İstanbul’daki yollara gelişi güzel park edenleri bile hesaba katsanız, telefon geldikten sonra vaka başına ulaşmada standart süre ortalama 8-10 dakikadır.
Sen diyorsun ki vakanın başında 1saat beklendi.
Program hem hasta açısından bakılınca hem de sağlık personeli açısından bakılınca tam bir muamma ve sinir potansiyeli yüksek bir program.
Vatandaşın hassasiyetini reyting uğruna suiistimal eden ve vatandaşın pimini çekip ortalığa kafası karışık vatandaşlar bırakan tehlikeli bir program.
Sendikamız olarak, bu programla ilgili net bilgileri toplamak için savcılık kanalıyla programın CD’sini aldıktan sonra tekrar inceleyip, gerekli yasal girişimleri başlatıyoruz.
Programda konuk olup fikir beyan edip ahkâm kesenlerin, memur adı altında sakallı kişiler olması ve ciddi sorular karşısında çelişkili cevaplar vermesi; programa çok ta iyi hazırlanılmadığını da gösteriyor.
Belki sağlık personelinin de hatası ya da boş vermişliği var; peki o zaman sen neden bu tarafa da söz hakkı vermiyorsun da tek taraflı bir infaz da bulunuyorsun.
Belli bir noktaya kadar vatandaş cahil der geçeriz.
Ama vatandaşı bilgilendirmek ve eğitmek hepimizin görevi.
Bu programı seyrettikten sonra, sinirlenen vatandaş; Edirne Devlet Hastanesine ya da İpsala Devlet hastanesine gittiğinde, görevini layıkıyla yapan sağlık personelini de aynı kefeye koyarak, tahammülsüz davranır ve bu gazla şiddette bile bulunabilir.
A TV dediğiniz kanalı herkes seyrediyor.
Benim gibi herkes, bu programı seyrettikten sonra 2 ye bölündü.
Hasta ya da yakınıysa sağlıkçılardan soğudu ve nefret etti.
Sağlık personeliyse de, yeter ya dedi, kimseye de yaranılmıyor baksana yargısız infazlar yapılıyor. Görevim neyse ona bakarım. Kadir kıymet bilen mi var deyip mesleğine ve idealizmine küstü.
Sağlık personeli dediğiniz insanlar; senin kızın, ötekinin oğlu.
Yani yabancınız değil.
Başka ülke vatandaşı da değil.
Daha hastaneye ayak basar basmaz tahammülsüzlüğe de gerek yok.
Bankada saatlerce sorgusuz sualsiz kuzu kuzu bekleyen vatandaş, hastanede 20 dakika fazla bekleyince, kurt kesiliyor.
Bir de ;
Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
Ya da,
Sen benim vergilerimle maaş alıyorsun gibi laflar.
Şu maaş işine kısa giriş yapıp çıkalım; bakıyorsun vatandaşın elinde yeşil kart var.
Yani teknik olarak düşünürsek vergi vermeyen birisi.
Diğer taraftan bakalım sağlık personeli her ay düzenli olarak ve eline geçmeden daha hemen kesilen maaşı ve ek ödemesi dahil en az 500-600 lira peşin vergi veriyor.Geçenlerde gazete de vardı kuyumcular bile zarar gösteriyor diye..
Cümlenin aslında tekrar düzenlenmesi lazım; Benim vergilerimle ve benim emeğimle vatandaş olarak sen tedavi görüyorsun.
Aslında bu sözler çok kırıcı olduğu gibi de gereksiz.
Hepimiz aynı gemideyiz ve şiddete uğrayan sağlıkçılar da ne başka ülkelerden geldi nede sizi bekletmekten zevk alan kişiler.
Sizin işiniz görülünce terk ettiğiniz o sağlık kuruluşuna günde kaç kişi geliyor biliyor musunuz?
Her gün saatlerce uzun ameliyatlar yapan sağlık çalışanına ne kadar ücret ödeniyor biliyor musunuz?
Hasta hakları adı altında ne tür baskılarla moraller bozuluyor biliyor musunuz?
Hasta hakaret edip küfredince O hasta, biz karşılık verirsek soruşturma sebebi yada sonucu ölümlerimizle biten bir son.
Neyse; biz sendikamız Tüm Sağlık-Sen olarak, söz konusu bu programın yasal zeminde takipçisi olacağız. Vatandaşın şiddet pimini çekmeye ve ortalığa bırakmaya kimsenin hakkı yok.
Sağlık personeli olarak hak etmediğimiz paraları almıyoruz. Fazlasıyla da vergimizi ödüyoruz.
24 saatlik nöbetlerde, ameliyat masalarında, bodrum katlardaki hizbe röntgen salonlarında hizmet veriyoruz.
Çalmıyoruz, çırpmıyoruz.
Mesleğimize itibar ve değer istiyoruz.
Hastalığınız hemen oluşmadıysa, hemen de düzelmez. Biraz beklemeniz şiddet sebebi değildir.
Hastalığınız acilse zaten gereği yapılır.
Dolayısıyla hastaneleri ne kendiniz için ne de bizler sağlık çalışanları için tahammülsüz, sabırsız davranışlarla stres ve şiddet yerleri yapmayın.
Sağlıklı günlerin hepimizin üzerine olması dileklerimle..