İLÂHİYATÇI GÖZÜYLE....Ali SÜZEN İMAM-HATİPLİ OLMAK!

İMAM-HATİPLİ OLMAK! Bu, biraz da benim hikayem.Çünkü; ben de bir İmam Hatipliyim.Ve bu yüzden Rabbime çok ama çoook, hamd ü senâlar ediyorum! Yıl: 1964...Birleştirilmiş sınıflarda ilkokulu bitirmiş, o zamana kadar doğup büyüdüğü, koşup oynadığı köyünden, Tatarlar’dan dışarı çıkmamış bir çocuk!Bazı olaylar, yaşanmışlıklar vardır ki, tüm hayat çizgimizi değiştirir.

İLÂHİYATÇI GÖZÜYLE....Ali SÜZEN İMAM-HATİPLİ OLMAK!

İMAM-HATİPLİ OLMAK! Bu, biraz da benim hikayem.Çünkü; ben de bir İmam Hatipliyim.Ve bu yüzden Rabbime çok ama çoook, hamd ü senâlar ediyorum! Yıl: 1964...Birleştirilmiş sınıflarda ilkokulu bitirmiş, o zamana kadar doğup büyüdüğü, koşup oynadığı köyünden, Tatarlar’dan dışarı çıkmamış bir çocuk!Bazı olaylar, yaşanmışlıklar vardır ki, tüm hayat çizgimizi değiştirir.

İLÂHİYATÇI GÖZÜYLE....Ali SÜZEN İMAM-HATİPLİ OLMAK!
03 Ağustos 2015 - 17:22

İLÂHİYATÇI GÖZÜYLE....Ali SÜZEN

İMAM-HATİPLİ OLMAK!

Bu, biraz da benim hikayem.Çünkü; ben de bir İmam-Hatipliyim.Ve bu yüzden Rabbime çok ama çoook, hamd ü senâlar ediyorum! Yıl: 1964...Birleştirilmiş sınıflarda ilkokulu bitirmiş, o zamana kadar doğup büyüdüğü, koşup oynadığı köyünden, Tatarlar’dan dışarı çıkmamış bir çocuk!Bazı olaylar, yaşanmışlıklar vardır ki, tüm hayat çizgimizi değiştirir.

Çelik- çomak oyunu: Çocukluğumuzun en popüler oyunu.

Çelik- çomak sopamı ve çeliğini, evimizin yan duvarına dayalı büyükçe bir taşın arasına saklamıştım.

Almak için taşı araladığımda sol ayağımın üzerine düşmesine engel olamadım.

Müthiş bir acı içinde ayağa kalkmaya çalıştığımda, sanki kemiklerim birbirine geçiyordu.

Yetiştiler ve kırık-çıkıkçı yumurta akı vs. ile bir güzel ovduktan sonra kendi usulünce alçıya aldı.

Bir müddet okuluma gidemedim.

İşte bu olay benim hayat çizgimi değiştirdi:

Köyümüz, hayvancılığa çok elverişli.

Her halde çoban veya kıt kanaat geçinebilen bir çiftçi olacaktım.

Okumamış ama arif olan rahmetli babacığım ilkokulu bitirince ağabeyime;

“Hüseyin, bunu da al, İstanbul’a yanına, okusun. Ayağı arızalı sayılır. Ondan iyi bir çiftçi olmaz.” Dedi.

Edirne’de İmam-Hatip Lisesi açılmamıştı.

İstanbul’da bir tane var ama o da ‘peki’ derece ile mezun olanları sınavla alıyor.

Adapazarı’na kaydolup 1 ay sonra İstanbul’a nakil yaptırırız diye düşünmüş olacak ki ağabeyim, beni bir arkadaşı ile kayıt için gönderdi.

Nakil lafını duyan Okul Müdürü:

“Asla! O zaman kayıt yapamam. Kalabalığı görüyorsunuz. Bir kişinin hakkına mal olurum.” Deyince, biz de Düzce’nin yolunu tuttuk.

Beni, kayıt için götüren rahmeti Levent Ağabey, aynı sözü: ‘nakil’, orada da söyledi ama Müdür Bey:

“Olsun! Ben kaydınızı yapayım, siz isterseniz sonra naklini alırsınız.” Dedi.

Böylece, bu küçük çocuk, 7 sene ( o zaman ortaokul ve lise toplam yedi sene idi)

Düzce İmam-Hatip Lisesi’nde okudu ve nakil de yaptırmadı.

İyi ki de yaptırmadı.

Çünkü; çok kaliteli bir Öğretmen Kadrosu vardı ve o öğretmenlerden bazıları, İlâhiyat Fakültesi’nde de karşısına çıkacak, yine onların öğrencisi olmakla iftihar edecekti.

İmam-Hatipli olmaktan her zaman iftihar etmiş, rabbime şükretmişimdir:

Alemlerin Rabbi olan Allah’ın kelamını orada öğrendim.

Allah’ın sevgilisi Hz. Muhammed’in hayatını, yaşayan Kur’an Tefsiri konumundaki Peygamberimizin sözlerini, güzel ahlakını da orada öğrendim.

Son din olan İslâm’ı da orada öğrendim.

Yine, şunu da orada öğrendim:

“İnsan öldükten sonra amel defteri kapanır. Üç zümrenin müstesna: 1- Sadaka-i Cariye (devamlı sevap getiren, insanların ve diğer mahlukatın yararlandığı kalıcı bir hayır kurumu, vakıf vb. geride bırakanların) sahiplerinin.

2- İnsanlığa faydalı bir eser bırakan ‘ilim’ adamlarının.

3- Kendisine dua eden ‘hayırlı evlat’ bırakanların.

Bu üç gurubun amel defteri, kişi öldükten sonra da kapanmaz ve amel defterine sevap yazılmaya devam eder.”

Bu, bir hadis-i şeriftir ve Osmanlı’nın nasıl 600 yıl ayakta kalabildiğinin ve niçin bu kadar çok hayır kurumu, vakıf, cami, mescid, medrese vb. bıraktığının da dayanağıdır.

Kefenin cebi yok. Oraya bir şey götüremezsin ama önceden hayır yaparsan seni onlar orada yalnız bırakmazlar.

Bu yazıyı bana, cumartesi günü katıldığım Edirne Anadolu İmam-Hatip Lisesi’nin 41. Mezunlar günü yazdırttı.

4 Prof. + 2 Milletvekili çıkaran bir okul mensubu, okulu ile ne kadar öğünse azdır.

Kaldı ki, İmam-Hatipli bir Vali, İmam-Hatipli bir Cumhurbaşkanı yetiştirmekle de İmam-Hatip Liseleri, ne kadar öğünseler azdır.

Sayın Veli, okul kayıtlarının sürdüğü bu günlerde bu yazı sana bir ufuk, yol gösterici olabilirse yazarı da çok mutlu olacaktır.

03 Ağustos 2015, Çilingirler Cad. Edirne

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • M Cafer TOPÇUOĞLU
    4 yıl önce
    Kıymetli Ali SÜZEN hocamızın kaleminden, kendi hayatının en önemli dönüm noktası olarak, İmam Hatip Okullarını işaret eden bu yazı, kayıt döenminde olduğumuz şu günlerde bizler için çok değerli. Kaleminiz ve kelamınız dert görmesin sayın hocam. Selam ve dua ile... M Cafer TOPÇUOĞLU Selimiye İmam hatip Ortaokulu Mdr.Ydr.